5 Haziran 2013 Çarşamba

KARPUZ PEYNİR EKMEK




Yazın vazgeçilmez üçlüsü: karpuz,peynir,ekmek. 



 Çoğu kişi eğer diyet yapıyorsa bu üçlemeden korkar. Ancak diyetisyen olarak benim yaz diyetlerinde bolca yazdığım bir öğündür bu.  Sulu ve şekerli olan karpuz hem ferahlık sağlıyor hem de tatlı isteğimizi bastırıyor. Ayrıca potasyum açısından da zengin bir meyve olduğu için yazın sıcak ile oluşan ödem şikayetimizi azaltmaya yardımcı oluyor. Aynı zamanda güçlü bir antioksidan içeriğe sahip. Karpuzun yanına seçeceğiniz ekmek eğer tam buğday veya çok tahıllı bir ekmek ise öğünün posa içeriğini de son derece artırıyorsunuz.. Tabi bir de olmazsa olmazımız beyaz peynir.  Bir beslenme uzmanına gittiğiniz zaman diyetinizde bolca süt,yoğurt gibi kalsiyum ve protein kaynaklarının yer aldığını görürsünüz. Diyette hem metabolizmayı hızlandırıcı etkisinin olması hem de tok tutucu olmasından dolayı bu ürünleri bolca yazarız.

 Karpuz ve ekmek her ikisi de karbonhidrat grubudur. Şeker dengesini koruyabilmesi için karpuzun yanına peynirin konulması ekstra önem arz ediyor. Karpuzun şeker içeriği yüksek olduğu için  özellikle şeker sorunu veya insülin direnci olan kişilerde miktarına mutlaka dikkat edilerek tüketilmesi gerekiyor. 

Karpuzu ve ekmeği yiyorsanız yanına bir dilim az yağlı olan ve çok tuzlu olmayan bir peyniri de iliştirmeyi ihmal etmeyin.  

Güneşli ve neşeli bir yaz geçirmenizi dilerim.

SINAVA HAZIRLANIRKEN NASIL BESLENMELİ?







Sınava hazırlık döneminde amaç; enerjiyi yüksek tutacak, uyku düzenini bozmayacak, sindirim sistemini olumsuz etkilemeyecek ve keyif verecek besinleri seçmektir.
Mide sağlığını olumsuz etkilememek için;
·         soslu ağır yiyecekler
·         kızartma besinler
·         baharatlar
·         gazlı içecekler
·         içeriğini tam olarak bilmediğimiz hazır ürünler tüketilmemelidir.

sindirim sistemi sağlığı için;
·         hergün mutlaka 1 tabak sebze yenilmelidir
·         çiğ sebzeler bazen gaz veya mide yanması şikayetlerini artırabilir. Bolca yeşil salata TÜKETİLMEMELİDİR!

·         Kuru kayısı, kuru erik gibi bağırsakları hızlandıran besinler tercih edilmemelidir.
·         Taze meyveler iyice yıkanmalı ve günde 2-3 porsiyon yenilmelidir.
·         Taze sıkma meyve suyu içilebilir.
·         Etler iyice pişirilmelidir.
·         Bu süre zarfında evde yapılmış yemekleri yemede fayda vardır. Besin zehirlenmelerine karşı özellikle et tavuk ve balık ürünleri iyi seçilmelidir.
·         Ara öğün niyetine enerjiyi yukarıda tutan kuruyemişlere yer verilmelidir.


Vücutta gaz ve şişkinliğe neden olan pek çok besin maddesi var. Gaz yapan brokoli, lahana, karnabahar, pırasa, turp, salatalık ile kuru fasulye, nohut, bezelye, mercimek, barbunya gibi baklagilleri tüketmekten kaçınmakta fayda vardır. sinidirmi kolay sebze veya kıymalı sebze gibi besinler tercih edilmelidir
 
Çay, kahve ve kola, kalp çarpıntısı ve uykusuzluk yapabilir. Tüketim dozu sınırlı kalmalıdır. Günde 1-2 bardaktan fazla içilmemelidir.

Dikkat ve konsantrasyonu balık, ceviz ve zeytinyağlı yeşil salatalarla artırabiliriz. Balık haftada 2 defa (evde yapılmışını) tüketilmelidir.


Sınav öncesi ve sırasında çikolata ve şekerlemelerden uzak durulmalıdır. Bu besinler bilinenin tam aksine kan şekerinde ani yükselmeler ve düşüşler yaptıkları için uzak durulması gereken besinlerdir. Özellikle sınav sabahı yumurtalı, peynirli proteinli bir kahvaltı yapılmalı, pekmez, bal, reçel, çikolata yenilmemelidir. Stresi azaltmak için sınav sabahı mutlaka kahvaltı yapılması gerekmektedir.


Sınava girerken şekerleme veya çikolata yanımıza alınmamalıdır. Bu tür şekerlemeler yukarıda da anlatıldığı gibi enerjimizi çok kısa süreli yükseltse de sonrasında aniden düşürecektir.
 





26 Nisan 2013 Cuma

5+2+1 KURALI





Dünya üzerinde kilo sorununun gittikçe arttığı ve bu konu ile ilgili yetkili kişilerin önlemler almaya çalıştığını biliyoruz. Buna Türkiye’de Sağlık Bakanlığı da elinden geldiğince destek olmaya çalışıyor. Kamu spotları hazırlıyor. İnsanları daha düzenli beslenmeye ve hareketli olmaya davet ediyor.  Bir yandan da biz beslenme uzmanları her gün insanları bilinçlendirmeye var gücümüzle devam ediyoruz.  

Son zamanlarda odamın kapısını çalan çocuk yaştaki danışan sayım gittikçe artıyor. 15 yaş altında ve ciddi kilo sorunu yaşayan, daha önce başka diyetisyen arkadaşlarıma da gitmiş fakat uzun dönem sürdürülemeden yarıda kalmış programları olan bir sürü çocuk danışan. Hata nerde? Bu çocuklar neden başarılı bir program yürütemiyor ve neden kilo alıyor?  Sanırım sorun yeterince konunun karşı tarafa anlatılamaması. 

Çocuklar yetişkinler gibi 1 adet diyet listesine bağlı kalıp haftalarca aynı özveri ile bu programı yürütemezler, sırası gelir yetişkin insanlar bile diyet yaparken sıkılır, kaçamak yapar, kilo verme hızları yavaşlar. Peki 10 yaşında veya 15 yaşında birisinden bu kadar iradeli olup 1 adet listeyi takip edebilmesini nasıl bekleyebiliriz ki. Peki bu sorunu nasıl çözmeli?
Aslında biraz onların dilinden konuşmak gerekiyor. Çocuk gibi düşünmek, çocukça cümleler kurmak gerekiyor.  Koca adam cümleleri kurmak hiçbir işe yaramıyor. Aksine karşınızda gözleri dolan bir çocuk yaratıyor. 

Anne babaların çocuklarına sağlıklı yaşamı anlatmanın en kolay yolu;  5 + 2 + 1 kuralı. 

5 = Her gün 1 elin parmakları kadar sebze ve meyve yiyelim.  Bunu gece dişlerini fırçalamadan yatağa gitmeyelim kuralı gibi çocuklara öğretebiliriz. 

2= 1 gün içinde 2 saatten fazla televizyon ve bilgisayarda vakit geçirmeyelim.  İstediğimizi izleyebiliriz. Ama toplam süre 2 saat. 

1= Her gün mutlaka 1 saat dışarıda oyun oynayalım. Bu oyun yaş gruplarına göre tabi ki değişir. Bisiklet, top, ip, salıncak, park, yüzme, yürüyüş artık aklınıza ne geliyorsa. 

Sadece bu kuralı bile çocuklara ve ebeveynlere öğretmek işin yarısından çoğunu çözmemizi sağlıyor.

Çocukları özgür bırakmak ve bazı konuları onlara öğretip bu konularda sorumluluk almalarını beklemek oldukça sağlıklı olacaktır. Neyi niçin yapması gerektiğini anlatmak, bıkmadan her sorusuna cevap vermek, sağlıklı yaşayabilmesi için onlara yol göstermek yapabileceğimiz en doğru şeydir.

26 Mart 2013 Salı

NEDEN KİLO ALIYORUZ?




Etrafınızda kilo sorunu yaşayan kişileri şöyle bir gözden geçirin. Acaba gerçekten hepsi çok yedikleri için mi kilo alıyorlar? 

Ben bir diyetisyen olarak odama giren her danışanım ile çok detaylı sohbet ederim. Bu güne kadar ki yaşam öyküsünü, işini, beslenme alışkanlıklarını, hastalıklarını ve en önemlisi kilo alma öyküsünü dinlerim. Evet doğru kilo alma öyküsünde ortalama %60-70 gibi bir oran ile fazla besin tüketimi yer alıyor. Ancak bunun dışında birçok farkı nedene bağlı olarak kilo alan çok danışanım oluyor.
Kilo fazlalığının geri planında yer alan ve benim en sık karşılaştığım nedenleri şöyle sıralayalım;

·         Genetik,
·         Yetersiz fiziksel aktivite,
·         Eklem sorunlarına bağlı mecburi hareket kısıtlanması
·         Yanlış beslenme alışkanlıkları,
·         Düzensiz ve yoğun iş temposu
·         Metabolik hastalıklar,
·         İlaç kullanımları,
·         Hamile kalma tedavileri,
·         Eğitim eksikliği,
·         Menopoz,
·         Uyku sorunları,
·         Ruhsal problemler
·         Eş veya yakın kayıpları
·         Antidepresan tedavileri
·         Loğusalık

Dolayısı ile her kilo sorununun altında bir tek neden yatıyor gibi düşünürsek hata yaparız. Kilo sorununu oluşturan bir çok farklı neden vardır. Biz de kilo sorununu tedavi ederken sorunu doğru tespit edip onun üzerine gitmeliyiz.  Kişinin uzmanı ile açık açık her şeyi konuşup, uygulanan tedaviye de inanması gerekiyor.  Eğer koşulların hepsini yerine getirip yola sağlam başlarsak sonucu da bir o kadar sağlam ve güzel oluyor.

11 Mart 2013 Pazartesi

HİPOTROİDİ İLE YAŞAMAK






Her gün birçok kişiye hipotroidi teşhisi koyarız ancak iş gelip bizi bulduğunda bir durup düşünürüz. Kendimize konduramayız. Bulgularını yaşamadığımızı düşünürüz. Ama tahliller yalan söylemez. TSH hormonu yükseldiğinde artık o üçte birlik kısıma girmişsinizdir. 

Geçen günlerde yorgunluk şikayeti ile doktorumun kapısını çaldım. Şikayetim aslında kansızlık şikayeti gibiydi: yorgunluk, sürekli uyku hali ,mayışıklık … Tabii kan tahlilleri yapıldı, bütün değerler tarandı ve aşikar bir hipotroidimin olduğu tespit edildi. 

Çoğu kişi biliyordur ama tekrar anlatalım. Hipotroidi de metabolizma inanılmaz yavaşlar. Bir miktar iştah artar. Hareketsizlik artar. Uyku hali oluşur. Genelde hastalar kilo almaya başlar. Cilt kurur ve kabuklanır.  

Bende yorgunluk, halsizlik, sürekli uyuma istediği ve bir miktar cilt kuruması vardı. Büyük ihtimalle diyetisyen olmamın avantajını yaşayarak kilomda bir artış yaşamadım, hareketlerim azalmadı. Yürüyüşüme devam etmiştim. Hatta doktorum kilomun artmamış olmasına şaşırdı. Sonuç olarak artık bende hipotroidi ile yaşıyorum ve yaşamaya da devam edicem.  

Hayatıma sadece 1 adet ilaç girdi. Bunun dışında 3 ayda bir kan tahlili yaptırıp TSH takibi yaptırmam gerekecek.  Bunların dışında bedenimi zorlayacak başka bir durumun olmayacağını ümit ediyorum.
Bir diyetisyen gözü ile troid sağlığını korumak adına beslenme planımızın ise belli başlı noktalarını şöyle düzenlemeyi öneriyorum;

  • Troid sağlığını korumak için en başta sigara içimini ve alkol kullanımını azaltmak gerekiyor. Sigara ciddi anlamda troid dokusuna ve troidin işleyişine zarar veren bir maddedir.
  • Selenyum troid için çok önemli bir mineral. Özellikle yumurta sarısında, balıkta ve cevizde bulunuyor. Bu 3 besini hayatımızdan çıkartmamalıyız.
  • Omega-3 yağ asitleri son derece önemli. Haftada 2 defa balık yemeliyiz.
  • Troid probleminde kansızlık bir risk etmenidir. Troid sorunu yaşayan çoğu bayan aynı anda kansızlık da yaşıyordur. Dolayısı ile demir kaynaklarını tüketmeliyiz. Kırmızı et haftada 3 defa tüketilmeli. Fazla çay içilmemeli. Etin yanında yoğurt yenilmemelidir.
  • Troid problemi olan kişilerde bende de olduğu gibi anlamsız kolesterol yüksekliği olabiliyor. Dolayısı ile kolesterolü yükseltecek tür besinlerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Tereyağı, kaymak, yağlı etler, tavuğun derisi fazla tüketilmemelidir.
  • Troid sorunu dönem dönem kilo artışları yapabilir. Dolayısı ile beslenme konusunda daima tedbirli davranılmalıdır. 15 günde 1 kilo ölçümü yapılıp artış tespit edilirse kilo düşürücü program uygulanmalıdır.
  • Sağlıklı bir yaşam için hareket edilmelidir. Açık hava yürüyüşleri veya yürüyüş bantlarında günde 15-20 dakikalık tempolu yürüyüş hayatımıza eklenmelidir.
Aklınıza takılan sorular için yorum kısmından bana ulaşabilirsiniz.