15 Şubat 2013 Cuma

UZAK DOĞUDAN MAİL VAR!


Bugün bir mail aldım. Maili atan taa uzaklardan canım arkadaşım Ayşegül.  Dünyayı keşfe çıkmış karı koca çılgın bir ikili Ayşegül & John. İngiltere'de yaşarken önce Malezya'ya sonra Kamboçya'ya, Singapur'a .... Kısacası eşinin işi dolayısı ile uzak doğuyu tanıma fırsatı buldu Ayşegül. benimde besinlere ve değişik ülkelerin farklı beslenme kültürlerine karşı ilgimi bildiğinden küçük küçük notlar almış.Sağolsun. İşte o notların ilki ulaştı bugün bana. Nedendir bilmem okurken orada gibi sandım kendimi. Pek güzel anlatmış. Bende paylaşmak istedim. Ayşegül'ün ağzından işte uzak doğudaki beslenme kültürü;

Uzak doğuda kahvaltı kültürü yok. Sabahları istiridyeli makarna yada pirinç yiyorlar. Deniz ürünü en çok tüketilen. Bunun yanında domuz eti, koyun, inek, keçi eti de bulmak mümkün. Ama deniz ürününün her çeşidini, kurutulmuşunu, cipsini, kıymalanmışını... her yerde bulabiliyorsun.

Ekmek ve yumurta tüketimi yok gibi. Ekmek bulmak restaurantlarda imkansız.

Singapurda Hindistandan ve Çinden çok göç aldığı için ikisinden de etkilenmiş. Hintlilerin patatesli gözlemeyi andıran bi börekleri var onu acılı köri sosuna bandırarak yiyorlar sabahları. Ve sütlü çay Malezyanında Singapurun da benim de en sevdiğim.

Çin yemekleri her yerde yaygın, aklına gelebilecek her türlü canlıyı yiyorlar. Bilmeden ahtapot ve mürekkep balığı yediğimiz oldu :)

Çubuklarla yemeye alıştık ama istersen çatal kaşık ta getiriyorlar tabi.

Peçete kullanımı nerdeyse yok. İsrafını önlemek için, özel olarak istersen getiriyorlar ancak.

Malezyada sokakta mısır yaprağına sarılmış mavi pilav satıyorlar. Nasıl mavileştiği hakkında bi bilgimiz yok ama çiçek özü kullandıklarını varsaydık :P

Küp şeker hiç rastlamadım, ortadaki kavanozdan kaşığınla istediğin kadar. Turşu var burda, binbir çeşidinden. Meyve çeşidi çok, her meyveden turşu vardı Malezyada. Bu meyve çeşitliliğinde binbir çeşit meyve suyu var tabi. Lycee dedikleri tadı gül suyuna benzer bi meyve, bi salatalık çeşidi var onun suyu, şeker kamışı suyu, çeşitli çiçeklerin suyu ve bunları marketlerde teneke kutularda uygun fiyata almak mümkün. Ayrıca doğal hindistan cevizi sütü seyyar satıcılarda bulabiliyorsun. Daha denemedim.

Benim en sevdiklerimden biri: Muz cipsi, patates cipsi LAYS ruffles gibi, muz kızartması yapıyorlar burda, onun dışında muzu hindistan cevizi sütüne batırıp kızartıyorlarmış, bi arkadaşım anlattı, çok lezzetli diyor.

Kamboçyada Mayonez ketçap yerine, acı sos ve balık sosu dedikleri korkunç kokulu bi sos var. Yerel restauranta gittiğinde istediğin yemek dışında bir tencere pirinç-pilav getiriyorlar. Ve bu pilav masa masa dolaşıyor. Herkes içindeki kaşıkla tabağına istediği kadar alıyor.


 





Ayşegül ve John hayatlarına uzak doğuda devam ettiği müddetçe uzak doğu kültürünün yakından takipçisiyim :)

12 Şubat 2013 Salı

SAFRA KESESİNDE TAŞINIZ VARSA;






Genellikle sarışın veya daha beyaz tenli ve kilo sorunu olan kişilerde görülen safra kesesi taşları, ciddi ağrı yapan bir rahatsızlıktır. Besinler ile taşların veya çamurun erimesi gerçekleştirilemese de, ağrılar hafifletilebiliyor. Özellikle ağrılı safra kesesi taşınız var ise şu önerilere uymanızda yarar vardır;

·         Safra kesesini büzen ve safrayı çok salgılatan besinler taşlı kesede ciddi ağrı oluşturabiliyor. Bu besinlerin en başında yumurta geliyor. Özellikle yağlı yumurta sarısı oldukça fazla safra salgılatır. Taşlı kişilerin yumurtadan ve yumurta içeren besinlerden uzak durması önerilir. 

·         Yağ içeriği fazla olan kızartılmış sebzeler, patates veya yağlı yemekler de ağrıyı artırmaktadır.
·         Gereğinden fazla kuruyemiş, badem, çekirdek, fıstık uzak durulması gereken besinlerdendir. 

·         Eğer gaz sorunu yaşıyor iseniz gaz yapan besinleri sınırlandırın: lahana, brokoli, karnabahar, kurufasülye, nohut, barbunya.

·         Koyu çay, kola, kahve, boza, hazır meyve sularından uzak durunuz. 

·         Kaymak, krema, çikolata, tahin içerdiği yağ nedeni ile ağrılarınızı artırabilir. 

·         Salçalı ve acılı besinlerden sakınınız. 

·         Yiyecek ve içecekleriniz çok sıcak veya soğuk olmamalıdır. 

·         Sebzeleri ve diğer yemekleri iyi pişmiş olarak tüketin.

·         Ihlamur veya açık çay içmeye gayret edin. 

·         Beyaz peynir ve az yağlı yoğurt yiyebilirsiniz. 

·         Et, tavuk ve balık az yağlı ve derisiz olarak tüketilmelidir .

·         Yemek yaparken kızartma veya kavurma işlemlerini kullanmayın. Bunların yerine tencere yemeği veya haşlama, buğulama  ve fırını kullanın. 

·         Yemek yerken iyice çiğneyin. Sofrada 15 dakika oturmaya özen gösterin.

Bu önerilere uyulduğu taktirde safra kesesine bağlı rahatsızlıklardan dolayı duyduğunuz ağrılarınız hafifleyecektir.

7 Şubat 2013 Perşembe

KAHVALTI YAPAN ÇOCUK ZEKİ OLUYOR


ABD'nin Pennsylvania Üniversitesi'nden bilim adamları, Çin'de 6 yaşındaki 1269 çocuğun IQ seviyesini ve düzenli kahvaltı yapıp yapmadıklarını inceledi.

Kahvaltı yapmayan çocukların, her zaman ya da çoğu zaman kahvaltı yapanlara göre, konuşma becerisinin 5,58, başarı düzeyinin 2,50 ve IQ seviyesinin 4,6 puan düşük olduğu görüldü.
Araştırmaya imza atanlardan Cianghong Liu, çocukluk döneminin beslenme alışkanlığı ve yaşam tarzının belirlenmeye başladığı kritik bir dönem olduğunu ve uzun vadede sağlığı etkilediğini vurguladı.

6 yaşında çocuğun bilişsel becerisinin hızla geliştiğini belirten bilim adamları, kahvaltının beslenme ve sosyal etkilerinin önemli rol oynadığına, gece aç kaldıktan sonra kahvaltının beyin için ''benzin'' niteliği taşıdığına dikkati çekti.

18 Ocak 2013 Cuma

ÇAYA KAHVEYE ŞEKER ATMAYIN






Çayı çok seven bir toplumda yaşıyoruz. Sabah uyanınca çay içen, iş yerinde çay içen, misafiri geldiğinde çay demleyen, gece otururken yine çay içen bir milletiz. Ve maalesef çayı şekerle içmeye çocukluğumuzdan beri alışığız. Evlerde veya dışarıda çay bahçelerinde çay tabağına 2 küp şeker konulur, soframızın üzerinde her daim ağzına kadar şeker dolu şekerliğimiz bulunur, biraz daha şık bir restoranda veya cafede ise çayın yanında mutlaka ya ufak bir kurabiye veya bir şekerleme gelir. Kısacası bizim için çay eşittir şekerdir.
Aslında aynısı kahve için de geçerlidir. Orta şekerli türk kahvesi içmeye alışığızdır, kahvenin yanına minik de olsa bir çikolata iliştirmeye ise bayılırız.
Peki çay ve kahveler şeker ile bu kadar akraba olmuşken gün içinde toplamda içtiğiniz çayı, kahveyi ve yanında kullandığınız şekeri hiç hesapladınız mı? Eğer bunu hiç düşünmediyseniz şimdi ufak bir hesaplama yapalım;
Ortala günde 8-9 bardak çay içiyorsanız ve 1 de orta şekerli türk kahvesi içiyorsanız toplamda ortalama 18-20 adet küp şeker kullanıyorsunuz demektir. Bu 1 ayda ortalama 550 adet küp şeker yapar. 1 yılda ise 6500-6600 adet küp şeker yapar. Yani siz faretmeden 1 minik küp şekeri yüzünden binlerce kaloriyi fazladan ve boşu boşuna alıyor olabilirsiniz. 

ŞEKERİN BİZE HİÇ Mİ YARARI YOK?
Evet sofra şekeri diye tanımlanan çay şekerinin vücudumuza hiç mi hiçbir faydası yoktur. Hatta faydalı olmak bir yana,  iştah açıcı, şeker dengesini bozucu, karın yağlandırıcı ve rafine ürün olduğu için sağlık bozucu etkileri bile vardır. 

PEKİ YA TATLILAR?
Beslenme bilimini bilenler ve bu işin içinde olanların şekere bakış açıları çok nettir. Şeker ve şekerli ürünler sağlıklı değildir ve mümkün olduğunca az tüketilmelidir. Ancak damak tadımız ve  nefsimiz bazı besinleri tüketmek için bizi itekler. Birbirinden lezzetli tatlılar da bunlardan bazılarıdır. Eğer haftada 1-2 defa 1-2 porsiyon tatlı yiyen birisi iseniz ve şeker metabolizması ile ilgili hiçbir sıkıntı yaşamıyorsanız şanslısınız. Bu miktarda tatlının bir zararı olmaz.Ancak her gün, hatta her öğün çayın içine şeker atan birisi iseniz dikkat! Çaya kahveye şeker atmak, haftada 1 defa tatlı yemekten çok daha tehlikelidir.

10 Ocak 2013 Perşembe

ADET DÜZENSİZLİĞİ KİLO SEBEBİ






Kilo sorunu yaşayan çoğu bayanın aynı anda regli düzensizliği de yaşadığını duymuşsunuzdur. Aslında bu durum pek tesadüf değil. Kadın vücudunun tıkır tıkır işlemesi, metabolizmanın yeterli çalışabilmesi için reglilerin düzenli olması şart. Eğer düzensizlik varsa peşi sıra yaşanan kilo sorunları da maalesef beklenen bir sorun oluyor. Gelen kilolara müdahale etmemek ise işin işinden çıkılmaz bir hal alıyor. 

İŞE NEREDEN BAŞLAMAK GEREKİR?

Eğer regli düzensizliğiniz var ise ilk önce güvenilir bir kadın doğum uzmanı ile görüşmelisiniz. Muayeneniz yapılmalı, tahlilleriniz taranmalı. Uygun görülür ise ilaç tedavisine başlanmalıdır. Ardından hiç vakit kaybetmeden kilo yönetimi konusunda uzman bir diyetisyen ile görüşmelisiniz. Kilo verimini engelleyen hormonal engellerin olup olmadığı araştırıldıktan sonra ise diyet yolculuğunuza başlamalısınız. 

REGLİLERİNİZİN DÜZENLİ OLMASI İÇİN;

Bir önceki regli tarihinizden sonra 26 ila 32 gün sonrasında regli oluyorsanız, gereğinden fazla ağrı, kanama veya anormal belirtiler gözlemiyorsanız reglileriniz düzenli demektir. Menstüral dönemin birbirini peşi sıra takip etmesi gerekir. İki, üç ayda 1 regli olmak veya bir olup bir olmamak düzensizlik belirtisidir. Böyle bir durum ile karşılaşıldığında bir kadın doğum uzmanı ile görüşülmelidir

DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ