26 Mart 2013 Salı

NEDEN KİLO ALIYORUZ?




Etrafınızda kilo sorunu yaşayan kişileri şöyle bir gözden geçirin. Acaba gerçekten hepsi çok yedikleri için mi kilo alıyorlar? 

Ben bir diyetisyen olarak odama giren her danışanım ile çok detaylı sohbet ederim. Bu güne kadar ki yaşam öyküsünü, işini, beslenme alışkanlıklarını, hastalıklarını ve en önemlisi kilo alma öyküsünü dinlerim. Evet doğru kilo alma öyküsünde ortalama %60-70 gibi bir oran ile fazla besin tüketimi yer alıyor. Ancak bunun dışında birçok farkı nedene bağlı olarak kilo alan çok danışanım oluyor.
Kilo fazlalığının geri planında yer alan ve benim en sık karşılaştığım nedenleri şöyle sıralayalım;

·         Genetik,
·         Yetersiz fiziksel aktivite,
·         Eklem sorunlarına bağlı mecburi hareket kısıtlanması
·         Yanlış beslenme alışkanlıkları,
·         Düzensiz ve yoğun iş temposu
·         Metabolik hastalıklar,
·         İlaç kullanımları,
·         Hamile kalma tedavileri,
·         Eğitim eksikliği,
·         Menopoz,
·         Uyku sorunları,
·         Ruhsal problemler
·         Eş veya yakın kayıpları
·         Antidepresan tedavileri
·         Loğusalık

Dolayısı ile her kilo sorununun altında bir tek neden yatıyor gibi düşünürsek hata yaparız. Kilo sorununu oluşturan bir çok farklı neden vardır. Biz de kilo sorununu tedavi ederken sorunu doğru tespit edip onun üzerine gitmeliyiz.  Kişinin uzmanı ile açık açık her şeyi konuşup, uygulanan tedaviye de inanması gerekiyor.  Eğer koşulların hepsini yerine getirip yola sağlam başlarsak sonucu da bir o kadar sağlam ve güzel oluyor.

11 Mart 2013 Pazartesi

HİPOTROİDİ İLE YAŞAMAK






Her gün birçok kişiye hipotroidi teşhisi koyarız ancak iş gelip bizi bulduğunda bir durup düşünürüz. Kendimize konduramayız. Bulgularını yaşamadığımızı düşünürüz. Ama tahliller yalan söylemez. TSH hormonu yükseldiğinde artık o üçte birlik kısıma girmişsinizdir. 

Geçen günlerde yorgunluk şikayeti ile doktorumun kapısını çaldım. Şikayetim aslında kansızlık şikayeti gibiydi: yorgunluk, sürekli uyku hali ,mayışıklık … Tabii kan tahlilleri yapıldı, bütün değerler tarandı ve aşikar bir hipotroidimin olduğu tespit edildi. 

Çoğu kişi biliyordur ama tekrar anlatalım. Hipotroidi de metabolizma inanılmaz yavaşlar. Bir miktar iştah artar. Hareketsizlik artar. Uyku hali oluşur. Genelde hastalar kilo almaya başlar. Cilt kurur ve kabuklanır.  

Bende yorgunluk, halsizlik, sürekli uyuma istediği ve bir miktar cilt kuruması vardı. Büyük ihtimalle diyetisyen olmamın avantajını yaşayarak kilomda bir artış yaşamadım, hareketlerim azalmadı. Yürüyüşüme devam etmiştim. Hatta doktorum kilomun artmamış olmasına şaşırdı. Sonuç olarak artık bende hipotroidi ile yaşıyorum ve yaşamaya da devam edicem.  

Hayatıma sadece 1 adet ilaç girdi. Bunun dışında 3 ayda bir kan tahlili yaptırıp TSH takibi yaptırmam gerekecek.  Bunların dışında bedenimi zorlayacak başka bir durumun olmayacağını ümit ediyorum.
Bir diyetisyen gözü ile troid sağlığını korumak adına beslenme planımızın ise belli başlı noktalarını şöyle düzenlemeyi öneriyorum;

  • Troid sağlığını korumak için en başta sigara içimini ve alkol kullanımını azaltmak gerekiyor. Sigara ciddi anlamda troid dokusuna ve troidin işleyişine zarar veren bir maddedir.
  • Selenyum troid için çok önemli bir mineral. Özellikle yumurta sarısında, balıkta ve cevizde bulunuyor. Bu 3 besini hayatımızdan çıkartmamalıyız.
  • Omega-3 yağ asitleri son derece önemli. Haftada 2 defa balık yemeliyiz.
  • Troid probleminde kansızlık bir risk etmenidir. Troid sorunu yaşayan çoğu bayan aynı anda kansızlık da yaşıyordur. Dolayısı ile demir kaynaklarını tüketmeliyiz. Kırmızı et haftada 3 defa tüketilmeli. Fazla çay içilmemeli. Etin yanında yoğurt yenilmemelidir.
  • Troid problemi olan kişilerde bende de olduğu gibi anlamsız kolesterol yüksekliği olabiliyor. Dolayısı ile kolesterolü yükseltecek tür besinlerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Tereyağı, kaymak, yağlı etler, tavuğun derisi fazla tüketilmemelidir.
  • Troid sorunu dönem dönem kilo artışları yapabilir. Dolayısı ile beslenme konusunda daima tedbirli davranılmalıdır. 15 günde 1 kilo ölçümü yapılıp artış tespit edilirse kilo düşürücü program uygulanmalıdır.
  • Sağlıklı bir yaşam için hareket edilmelidir. Açık hava yürüyüşleri veya yürüyüş bantlarında günde 15-20 dakikalık tempolu yürüyüş hayatımıza eklenmelidir.
Aklınıza takılan sorular için yorum kısmından bana ulaşabilirsiniz.  

15 Şubat 2013 Cuma

UZAK DOĞUDAN MAİL VAR!


Bugün bir mail aldım. Maili atan taa uzaklardan canım arkadaşım Ayşegül.  Dünyayı keşfe çıkmış karı koca çılgın bir ikili Ayşegül & John. İngiltere'de yaşarken önce Malezya'ya sonra Kamboçya'ya, Singapur'a .... Kısacası eşinin işi dolayısı ile uzak doğuyu tanıma fırsatı buldu Ayşegül. benimde besinlere ve değişik ülkelerin farklı beslenme kültürlerine karşı ilgimi bildiğinden küçük küçük notlar almış.Sağolsun. İşte o notların ilki ulaştı bugün bana. Nedendir bilmem okurken orada gibi sandım kendimi. Pek güzel anlatmış. Bende paylaşmak istedim. Ayşegül'ün ağzından işte uzak doğudaki beslenme kültürü;

Uzak doğuda kahvaltı kültürü yok. Sabahları istiridyeli makarna yada pirinç yiyorlar. Deniz ürünü en çok tüketilen. Bunun yanında domuz eti, koyun, inek, keçi eti de bulmak mümkün. Ama deniz ürününün her çeşidini, kurutulmuşunu, cipsini, kıymalanmışını... her yerde bulabiliyorsun.

Ekmek ve yumurta tüketimi yok gibi. Ekmek bulmak restaurantlarda imkansız.

Singapurda Hindistandan ve Çinden çok göç aldığı için ikisinden de etkilenmiş. Hintlilerin patatesli gözlemeyi andıran bi börekleri var onu acılı köri sosuna bandırarak yiyorlar sabahları. Ve sütlü çay Malezyanında Singapurun da benim de en sevdiğim.

Çin yemekleri her yerde yaygın, aklına gelebilecek her türlü canlıyı yiyorlar. Bilmeden ahtapot ve mürekkep balığı yediğimiz oldu :)

Çubuklarla yemeye alıştık ama istersen çatal kaşık ta getiriyorlar tabi.

Peçete kullanımı nerdeyse yok. İsrafını önlemek için, özel olarak istersen getiriyorlar ancak.

Malezyada sokakta mısır yaprağına sarılmış mavi pilav satıyorlar. Nasıl mavileştiği hakkında bi bilgimiz yok ama çiçek özü kullandıklarını varsaydık :P

Küp şeker hiç rastlamadım, ortadaki kavanozdan kaşığınla istediğin kadar. Turşu var burda, binbir çeşidinden. Meyve çeşidi çok, her meyveden turşu vardı Malezyada. Bu meyve çeşitliliğinde binbir çeşit meyve suyu var tabi. Lycee dedikleri tadı gül suyuna benzer bi meyve, bi salatalık çeşidi var onun suyu, şeker kamışı suyu, çeşitli çiçeklerin suyu ve bunları marketlerde teneke kutularda uygun fiyata almak mümkün. Ayrıca doğal hindistan cevizi sütü seyyar satıcılarda bulabiliyorsun. Daha denemedim.

Benim en sevdiklerimden biri: Muz cipsi, patates cipsi LAYS ruffles gibi, muz kızartması yapıyorlar burda, onun dışında muzu hindistan cevizi sütüne batırıp kızartıyorlarmış, bi arkadaşım anlattı, çok lezzetli diyor.

Kamboçyada Mayonez ketçap yerine, acı sos ve balık sosu dedikleri korkunç kokulu bi sos var. Yerel restauranta gittiğinde istediğin yemek dışında bir tencere pirinç-pilav getiriyorlar. Ve bu pilav masa masa dolaşıyor. Herkes içindeki kaşıkla tabağına istediği kadar alıyor.


 





Ayşegül ve John hayatlarına uzak doğuda devam ettiği müddetçe uzak doğu kültürünün yakından takipçisiyim :)

12 Şubat 2013 Salı

SAFRA KESESİNDE TAŞINIZ VARSA;






Genellikle sarışın veya daha beyaz tenli ve kilo sorunu olan kişilerde görülen safra kesesi taşları, ciddi ağrı yapan bir rahatsızlıktır. Besinler ile taşların veya çamurun erimesi gerçekleştirilemese de, ağrılar hafifletilebiliyor. Özellikle ağrılı safra kesesi taşınız var ise şu önerilere uymanızda yarar vardır;

·         Safra kesesini büzen ve safrayı çok salgılatan besinler taşlı kesede ciddi ağrı oluşturabiliyor. Bu besinlerin en başında yumurta geliyor. Özellikle yağlı yumurta sarısı oldukça fazla safra salgılatır. Taşlı kişilerin yumurtadan ve yumurta içeren besinlerden uzak durması önerilir. 

·         Yağ içeriği fazla olan kızartılmış sebzeler, patates veya yağlı yemekler de ağrıyı artırmaktadır.
·         Gereğinden fazla kuruyemiş, badem, çekirdek, fıstık uzak durulması gereken besinlerdendir. 

·         Eğer gaz sorunu yaşıyor iseniz gaz yapan besinleri sınırlandırın: lahana, brokoli, karnabahar, kurufasülye, nohut, barbunya.

·         Koyu çay, kola, kahve, boza, hazır meyve sularından uzak durunuz. 

·         Kaymak, krema, çikolata, tahin içerdiği yağ nedeni ile ağrılarınızı artırabilir. 

·         Salçalı ve acılı besinlerden sakınınız. 

·         Yiyecek ve içecekleriniz çok sıcak veya soğuk olmamalıdır. 

·         Sebzeleri ve diğer yemekleri iyi pişmiş olarak tüketin.

·         Ihlamur veya açık çay içmeye gayret edin. 

·         Beyaz peynir ve az yağlı yoğurt yiyebilirsiniz. 

·         Et, tavuk ve balık az yağlı ve derisiz olarak tüketilmelidir .

·         Yemek yaparken kızartma veya kavurma işlemlerini kullanmayın. Bunların yerine tencere yemeği veya haşlama, buğulama  ve fırını kullanın. 

·         Yemek yerken iyice çiğneyin. Sofrada 15 dakika oturmaya özen gösterin.

Bu önerilere uyulduğu taktirde safra kesesine bağlı rahatsızlıklardan dolayı duyduğunuz ağrılarınız hafifleyecektir.