kolesterol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kolesterol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2014 Perşembe

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN BEDENİNİZ SAĞLIK DOLSUN



            


    Et tüketiminin normalin iki katına çıktığı kurban bayramını sağlık problemi yaşamadan geçirebilmeniz için bayramı önceden planlamalısınız. Özellikle kalp ve böbrek problemi yaşayanlar, önemli derece kabızlığı olanlar, şekeri ve tansiyonu yüksek seyredenlerin daha dikkat olmaları önerimdir.

Bayram ziyaretlerinde ikram edilen tatlılar, kurabiyeler, sarmalar, ortaya kurulan mükellef sofralar hepimize tanıdık. Ancak bayramı ağız tadıyla geçirebilmek için yapılan beslenme önerilerine uymakta fayda var.
·         SEBZELERLE BAYRAMA HAZIRLANIN
Bayram öncesi 3 günü ve bayram sonrası üç günü vücudumuzu dengelemek amaçlı sebze günleri olarak belirlemeliyiz. Bayram günü gereğinden fazla et tüketileceği göz önünde bulundurularak daha sebze yemeği ağırlıklı bir hafta ile bayrama hazırlık yapmalıyız.
·         KURBAN ETİNİ DİNLENDİRMEDEN YEMEYİN
Ölüm sertliği denilen rigor mortisli etlerin sindirimi son derece zordur. Özellikle normalde de sindirim problemi çeken kişilerin bayramın ilk günü et tüketimlerini azaltmalarında fayda var. Kesilen etin en az 12 saat hafif serin bir yerde dinlendirilmesi gerekmektedir.
·         ETLERİN YANINA SALATA YAPIN
Daha dengeli bir öğün geçirebilmek için bayramda salatayı unutmayın. Etleri tek başına değil, yanında mutlaka mevsim salatası veya borani, havuç, brokoli gibi sebze salataları ile birlikte tüketin.
·         ŞEKERE DİKKAT!
Bayram boyunca hem bol şekerli tatlıların hem de şekerli ve gazlı içeceklerin tüketimi artıyor. Özellikle fazla kilo sorunu yaşayanlar ve şeker hastası olanların şekersiz içecekleri tercih etmeleri ve tatlı tercihlerinde porsiyonları mutlaka azaltmaları gerekiyor.
·         SU İÇMEYİ UNUTMAYIN!
Bayram boyunca hem daha fazla proteinli beslenmeye hem de normal beslenme düzenimizin bozulmasına bağlı olarak vücudumuzun suya karşı olan isteği artıyor. Vücudumuzda daha asidik bir ortamın oluşmasını su tüketimini artırarak azaltabiliriz. Gün içinde mutlaka 2 litre su tüketilmelidir.
·         TATLI YERSENİZ MEYVE YEMEYİN
Özellikle bayramdan kilo almadan çıkmak istiyorsanız sağlıklı beslenmenin yanı sıra gün içinde tükettiğiniz besinlerin kalorisine de dikkat etmelisiniz. Özellikle tatlı tükettiğiniz günlerde meyve yemeyerek karbonhidrat tüketiminizi dengeleyebilirsiniz.  Et tüketiminiz gün içinde 200 gramı aşıyor ise o güne mahsus olmak üzere diğer protein kaynaklarını azaltınız. Yani yoğurt ve sütü bir günlüğüne beslenmenizden uzak tutunuz.  Makarna, pilav, patates, pirinçli dolma veya sarma tükettiyseniz o öğüne mahsus olarak yanında ekmek yemeyiniz. Bu şekilde ufak önlemler ile günlük kalori alımınızı dengelemiş olacaksınız.
·         ETLERİ SEBZELERLE SOTE YAPIN
Özellikle kalp ve tansiyon problemi yaşıyorsanız etlerin pişiriliş şekilleri de son derece önemli.  Kavurma veya yağda pişirme yerine en az 12 saat dinlendirilmiş etlerinizi sebzelerle sote yapabilirsiniz. Ayrıca ızgara veya fırında pişirme yöntemleri de son derece sağlıklı yöntemlerdir.

20 Aralık 2013 Cuma

MORARMIŞ YUMURTA YEMEYİN






Yumurta inanılmaz faydalı bir besin. Hemen hemen bütün diyet programlarıma yazdığım çok önemli bir protein kaynağı. Hem tok tutuyor, hem de kas kayıplarını engelliyor. Ayrıca başta A vitamini ve demir olmak kaydı ile bir çok vitamin ve mineral barındırıyor.
Her diyet listeme yazdığım için de haliyle yumurta ile ilgili bir çok soru soruluyor. Bunlardan biri de nasıl pişirileceği.
Yumurta pişirme kuralları şöyledir;
1.       En önemlisi yumurtanın beyazının, yani kabuğuna yakın kısmının iyice pişmesidir. İyi pişmemiş yumurta beyazı hem mikrobiyolojik açıdan sağlıklı değildir, hem de vitaminlerin bağlanmasına sebep olur. Özellikle saç ve cilt için çok önemli olan biotini bağlayan pişmemiş yumurta sarısı çoğu zaman saç dökülmelerinde sebep sayılır.
2.       Yumurta protein içeriğine sahip olduğu için çok yüksek ısıda pişirilmemelidir. Özellikle yağda pişirilen yumurtalarda ocağın altını fazla açmayınız. Yavaş yavaş uzun sürede pişiriniz.
3.       Haşlanmış yumurtalarda ise yumurtanın haşlanma süresi son derece önemli. 12-15 dakikadan daha uzun süre kaynatılan yumurtalarda sarı ile beyaz arasında mor bir halka oluşur. Mor halka oluşmuş yumurtanın tüketilmemesi gerekir. Bu yumurtanın demirinin kükürt ile birleştiğinin göstergesidir. Bu bileşik toksiktir. Vücut bu bileşimi kullanamaz. Dolayısı ile önerim morarmış yumurtaların yenilmemesidir.
4.       Safra kesesinde taşınız veya beslenme uzmanınızın özel başka bir uyarısı yok ise yumurtayı her gün 1 adet tüketebilirsiniz.


10 Aralık 2012 Pazartesi

NİÇİN BALIK YAĞI KULLANMALIYIZ?






·         Omaga-3 yağ asitleri vücudumuz tarafından üretilmezler. Mutlaka dışarıdan alınması gerekir. Omega-3 yağ asitlerini dışarıdan almanın iki yolu vardır. Birincisi tüketilen besinler ile. İkinci ise suplemanlar desteği iledir.
·         Omega-3 yağ asitlerinin vücuttaki eksikliği bebekler büyüme-gelişmeyi yavaşlatır.
·         Omega-3 yağ sit eksikliğinde bağışıklık sistemi zayıflar ve enfeksiyonlara yatkınlık artar.
·         Yaraların iyileşmesi zorlaşır.
·         Omega-3 yağ asitlerini yeterince vücutlarına alan kişilerde ani ölümler, kalp rahatsızlıkları ve damar sorunları görülme sıklığı azalıyor.
·         Omega-3 eklem arası sıvının korunmasına yardımcı oluyor.
·         Omega-3 yağ sitleri göz sağlığını koruyor. Göz kuruluğuna iyi geliyor.
·         Omega-3’ler cilt sağlığını koruyor ve yaşlanmna belirtilerini ertelerken kuruluğun giderilmesinde yardımcı oluyor.

Bütün bu nedenlerden dolayı haftada mutlaka 2 defa kızartılmamış balık yemeliyiz. Eğer bu sıklıkta balık yemiyorsanız mutlaka balık yağı kullanmalısınız. Eğer 45 yaş üstünde iseniz haftada 2 defa balık yeseniz dahi ekstra balık yağlarından destek almalısınız.
Hangi balık yağını kullanmanızı öğrenmeniz için uzmanınıza danışınız.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                          

8 Temmuz 2012 Pazar

KALP DOSTU BESLENME





Ortalama yumruğumuz büyüklüğünde olan kalbimiz ömrümüz boyunca hiç yorulmadan ortalama dakikada 70 defa atar.  İşte bizi hayatta tutan bu atışların sağlıklı olması ise beden sağlığımız ile yakından ilişkili. Maalesef dünya nüfusunun %25’i  kalp ve damar hastalıklarından etkileniyor. Peki kalbimizi korumak için nasıl beslenmeliyiz?  İşte kalp koruyucu beslenme tarzının püf noktaları;


·         Kalbinizin baş düşmanı tuzdur. Gün içinde tükettiğiniz tuz miktarının 1 tatlı kaşığını geçmemesine özen gösterin.
·         Son zamanlarda popüler olan himalaya tuzu sofra tuzu kadar tuzlu değildir. Dolayısı ile tuzlu yemeğe alışmış kişiler himalaya tuzu kullanmaya başladıklarında fark etmeden himalaya tuzunu fazlaca kullanırlar. Bu tuzun da bir tuz türevi olduğunu ve kullanımında günlük 1 tatlı kaşığını aşmamamız gerektiğini unutmayın.
·         Kırmızı eti haftada 1 kez tüketin.
·         Haftada 2 kez kendi yağında pişirilmiş balık tüketin.
·         Mutfağınızda kızartarak pişirme yöntemini kullanmayın.
·         Süt ve süt ürünlerini az yağlı tercih edin.
·         Zeytinyağı ve sıvı yağ tüketmeye özen gösterin.
·         Her gün mutlaka 1 tabak sebze yemeği, ve kabukları ile meyve tüketin.
·         Beslenmenizde kırmızı renkli sebze ve meyvelere sıklıkla yer verin.
·         Günde 2 kupadan fazla kahve, 4 kupadan fazla da çay tüketmeyin.
·         Sofra şekeri, beyaz ekmek, fazla haşlanmış makarna gibi çok çabuk kan şekerini yükselten besinlerden mümkün olduğunca uzak durun.
·         Sigara ve alkolü minumuma düşürün. Bunun için işin uzmanından yardım alın.

Unutmayın! Kalbinize iyi baktığınız müddetçe sizi yarı yolda bırakmayacaktır!