zayıflama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zayıflama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2018 Salı

İNSÜLİN DİRENCİ OLUP KİLO VEREMEYENLER: BU KURALLARA UYANLAR ZAYIFLIYOR



 Son zamanlarda kilo aldınız, göbeğiniz çıktı ve özellikle beliniz kalınlaştı ise dikkat etmelisiniz. Çünkü bel kalınlığı insülin direncinin habercisidir. İnsülin direnci olan birinin iştahı açıktır ve zor kilo verir. Hal böyle olunca kişi sevimsiz bir kısır döngünün içine girer. Kilo vermeye çalışırken açlık çeker,  canı şekerli şeyler ister, diyet yapmasına rağmen kilo veremez ve sonunda pes ederek kendini şekerli besinlere teslim eder. İşte aslında sıkıntı tam da burada başlar. Çünkü kısa bir süre diyet yapıp, yani düşük kalorili beslenip, ardından diyeti şekerli besinler ile bozmak hızlı ve kontrolsüz bir ağırlık artışına sebep olur. Peki ne yapmalı, bu kısır döngüden nasıl çıkmalıyız? 

İnsülin direncinin 3 ayaklı bir tedavisi vardır. 1. ayak medikal tedavi yani ilaç tedavisidir. 2. ayak tıbbi beslenme tedavisi yani diyettir. 3. ayak ise asla ihmal etmememiz gereken egzersizdir. Bu üçlü kombin tedavi kesintisiz ve muntazam şekilde uygulanmalıdır. Tabi bu tedavileri buraya yazması kolay ancak uygulaması ise oldukça emek isteyen, zorlu bir süreçtir.  Peki bu zorlu yolculukta bizi motive edecek şeyi nasıl yakalayacağız.  Bizi sonuca ve başarıya götürecek yolu nasıl moralimiz bozulmadan kat edeceğiz? İşte tam da bu esnada bilim işe el atıyor. Amerikan Diyabet Derneği diyor ki, insülin direnci yüksek iken kilo vermek zordur. Ancak %7 ağırlık kaybı insülin direnci ve prediyabet belirtilerinde anlamlı bir iyileşme sağlar. Hatta kendi uzmanlık tez çalışmamda elde ettiğim bulgular yüzümüzü daha çok güldürüyor. Sadece ve sadece %5 ağırlık kaybettiğimizde insülin direnci ve prediyabet bulguları düzene giriyor.  Sadece yapacağımız diyeti doğru tespit etmek, yiyeceğimiz besinleri iyi organize etmek gerekiyor. Şimdi diyetimizin kurallarını yazarak devam edelim;
İlk kural: Mutlaka her gün en az 30dk yürüyüş yapıcaz. Ne olursa olsun, vücudumuzun buna çok ihtiyacı var.
İkinci kural: Ne olursa olsun %5 ağırlık kaybedene kadar ağzımıza şeker sürmeyeceğiz. Şeker çok istediğimizde muz, hurma, bal, pekmez gibi doğal şekerleri kullanacağız.
Üçüncü kural: Öğünlerimizin saatlerine dikkat ederek besleneceğiz. Fazla uzun süre aç kalmak veya çok sık aralıklar ile beslenmek insülin dengemizi bozacaktır. 3-4 saat aralık oldukça idealdir. Açlığa tahammülü daha yüksek olanlar 4 saatte 1 beslensin. Hipoglisemi gibi şeker düşüklüğü yaşayanlar ise 3. Saatin sonunda atıştırmalık yapabilir.
Dördüncü kural: Öğünlerin glisemik indeksini hep düşük tutacağız. Salata ve yoğurt glisemik indeksi düşürmek için birebirdir. Ozaman hem öğle hem de akşam öğününde 1 kase yoğurt ve 1 kase salata mutlaka tüketeceğiz.
Beşinci kural : öğünlerde tek çeşit  yemek yiyeceğiz. Örneğin öğle yemeğinde 1 tabak sebze yemeği, akşam yemeğinde 1 tabak tavuk sote. Yanlarında mutlaka 1 kase yoğurt ve 1 kase salata .
Altıncı kural: Baklagil, et, köfte, tavuk, ızgara balık, salata, her türlü sebze yemeği serbest seçebileceğimiz yemek türleridir. Bunun yanı sıra kızartma, kavurma, fazla yağda pişirme ise kesinlikle yapılmayacaktır.
Sıra geldi ara öğüne: Zaten 4 saatte 1 besleneceğimiz için günde 4 veya en fazla 5 öğün yapmamız gerekecek. Yani 1 veya 2 ara öğün hakkımız olacak. Ara öğünlerde asla şeker yok. Şeker ihtiva eden başka bir besin de yok. Taze, kuru meyveler, süt, sütlü kahve, kefir, porsiyonuna dikkat etmek kaydı ile(10 adet) badem,fındık,fıstık ve leblebi tercih edebilirsiniz. 

Bütün bu kurallara uyaraka %5 ağırlık kaybını bekleyeceğiz. Emin olun bu diyet işe yarayacak ve yaklaşık 1 – 1,5 ay içinde %5 hedefine ulaşacaksınız. Yani 80 kg olan bir birey 4 kg verene kadar bu diyeti uygulamaya sabırla devam edecek.
%5 ağırlık kaybı yaşadığınızda tekrar kan tahlili yaptırın. Değerlerinizde ki düzelmeyi göreceksiniz. İşte artık işlimiz daha kolay. Şimdi hedef %10. Çünkü yapılan bütün çalışmalar %10 ağırlık kaybının ardından bulguların neredeyse tamamına yakınının düzeldiğini söylüyor. Şimdi kolları %10 ağırlık kaybı için sıvayalım.

1.       Kural: Artık diyet yapmaktan biraz sıkılmaya başladık. O zaman motivasyonumuzu kaybetmemek adına kendimiz haftanın 1 öğününde ödüllendiriyoruz. Örneğin artık Pazar kahvaltılarınız serbest olabilir. Veya Cuma akşam yemeği. Artık sizin için hangisi sizi motive edecekse bu şekilde davranın.
2.       Kural: Diyet biraz gevşemeye başlarken, ben de biraz olsun hafifleyen vücudum ile sporuma daha ağırlık veriyorum. Yani haftanın 3-4 günü en az 1 saati bulan daha tempolu bir egzersiz hayatına girsin. Belki bir spor salonuna yazılma vakti gelmiştir. 1 saat kardiyo egzersiz ardından 15 dk güç egzersizleri yapılabilir.
3.       Kural: Saf şeker kullanmaktan hala sakınmaya devam edin. Çünkü insülin direnciniz var unutmayın. Vücudunuz hala şekeri tolere edemiyor. Ancak meyve porsiyonlarınızı artırabilirsiniz. Günde 3 porsiyon meyve tüketip, kahvaltınıza veya öğle yemeğinizin ardına 1 tatlı kaşığı  tahin-pekmez karışımı veya bal ekleyebilirsiniz.
4.       Kural: Etler hala çok kıymetli. Kas kaybı yaşamamak için her gün öğünlerinizden birini 1 porsiyon et, tavuk, balık gibi zengin protein kaynağı olarak belirleyin. Tabi ki yanına 1 kase yoğurt ve 1 kase salata ile birlikte.

5.       Kural: Artık çeşitli bitki çayları ve detox suları yapmanın vakti geldi. Hem motivasyon için, hem de vücudu harekete geçirmek için  içinde fresh sebzelerin( salatalık, maydanoz, nane, havuç) ve taze meyvelerin ( elma, erik, böğürtlen, ahududu, ananas) olduğu, maden suyu veya maydanoz suyu ile hazırlanan farklı smootie ve detox sıvıları yapabilirsiniz. Ara öğünlerinizden birini bu içeceklere ayırabilirsiniz.
Bütün bu emeklerinizin karşılığı 2- 3 ayın sonunda ağırlığınızın %10’unu vererek alacaksınız. %10 ağırlık kaybı yaşadığınızda insülin direnciniz kırılacak, çok daha sağlıklı bir bedene, daha hızlı bir metabolizmaya kavuşacaksınız. Sizce de denemeye değmez mi?
Sağlıklı günler dilerim.
Uzm.Dyt. Başak Kefeli

31 Ekim 2017 Salı

DİYETTE İSTİKRAR ÖNEMLİ




 Ayın belli günlerinde diyete başlayıp 1-2 hafta sonra bırakanlardan mısınız? Yaz başında diyete başlayıp, yaz ortasında vazgeçenlerden misiniz? Emin olun tek değilsiniz. Diyetteyken 24 saatlik beslenmenin uzun süre ayarlanması hem kolay hem de oldukça zor bir iştir. Bunu için istikrarlı olmak gerekir. Oldukça motive olmuş bir şekilde bu işe başlayıp, kararlarınızı emin adımlar ile uygulayabilirsiniz. Bunu yapan ve uzun sürelerce kilosunu muhafaza edebilen birçok insan var. Hepsinin ortak noktaları bu işi gerekten beynen istemeleridir. Lafta değil, gerçekten bu işi istemeli ve emin adımlar ile ilerlemelisiniz.
Başladığınız zayıflama programının istikrarlı olabilmesi için size bazı önerilerim olacak.
1.      
Diyet programına çok sert başlamayın. Mümkün olduğunca ılımlı ve hayatınıza uygun küçük müdahaleler ile bu işe başlayın. ‘ bu gece son defa yiyorum bir daha yemeyeceğim’ gibi bir düşünce son derece yanlıştır. Örneğin diyetinize çayınıza attığınız şekeri bırakarak bile başlayabilirsiniz. 1. Haftanızda sadece şekeri bırakın.2.haftanızda ekmeği öğünlerde 1’er dilime düşürün. 3.hafta sebze yemeklerine ağırlık verin. Bu şekilde ılımlı müdahaleler canınızı sıkmayacaktır.
2.       Hedefinizi mantıklı ve uzun vadeli olarak belirleyin.2 haftada 10 kilo vermek gibi bir hedef doğru ve mantıklı olmayacaktır. 3-4 ayda 10 kilo vermek oldukça doğrudur.  Eğer herhangi bir hormonal sorununuz varsa zayıflamanız biraz daha geç olabilir. Hipotoridi, şeker, vitamin eksiklikleri, eklem hastalıkları, romatizma, alerji, polikistikover sendromu kilo vermeyi zorlaştıran rahatsızlıklardır.  Bu tür rahatsızlıklarınız varsa hedefinizi daha uzun vadeye yayın.
3.       Hareketlerinizi ılımlı şekilde artırın. İşe asansör kullanmayı bırakarak başlayabilirsiniz. Arabanızı otoparkta uzağa park edin. Markete gittiğinizde işinizi hızlıca bitirmeyin. Reyonlar arasında boş boş 1-2 tur atın. Hafta sonlarınızı iyi değerlendirin. Çocuklarınızla oyun oynayın. Evde dans edin. Bu tür gerçekçi hareketler ile egzersiz yapmaya çalışın .
4.      
Etrafınızdaki insanların sizi olumsuz etkilemesine izin vermeyin. Siz kararlı olun. Hatta etrafınızdakileri de olumlu etkilemeye çalışın.
5.       Okuyun. Diyet ile ilgili olmasa da sağlıklı yaşam ve sağlıklı beslenme ile ilgili kitaplar, broşürler, bilgilendirme yazıları, gazetelerin köşe yazılarını okuyun. Bunlar sizde doğru beslenme arzusu yaratacaktır.
6.       Son olarak sabırlı olun. Yılların biriktirdiği kilolar ve kötü alışkanlıklar bir anda bitmeyecektir. Beyniniz sürekli sizi yoldan çıkarmaya çalışacaktır. Buna hazırlıklı olun. En önemlisi kararlı olmak. Siz  kararı olduktan sonra başarılamayacak hiçbir program yoktur.
Her şeyin başının sağlık olduğunu kendinize fazlası ile hatırlatın. Hayatınızı ve bedeninizi güzelleştirmek için elinizden gelen her şeyi yapın. Çünkü siz buna değersiniz.
Sevgilerimle
Dyt.Başak Kefeli

22 Eylül 2017 Cuma

BALIK YİYELİM




Üç tarafı denizlerle kaplı cennet gibi bir ülkemiz var.  Kıyı şeridimiz 8,333km ,akarsu uzunluklarımız ise 177,714 km. Yazılan raporlara göre bu neredeyse  Türkiye’deki tarım alanlarına eşit bir miktar. Tonlarca balık üretiyoruz, balık ihraç ediyoruz. Amma velakin biz bu balıkları yemiyoruz.  Önceki yıllarda Deniz Ürünleri Sanayicileri Derneği’nin yaptığı çalışmalarda ne kadar az balık yediğimize bir kere daha dikkat çekilmiş. Dünyada kişi başı yıllık 16,4kg balık tüketimi olurken Türkiye’de sadece 8kg olduğu tespit edilmiş. Yani bu cennet ülkenin nimetlerinden faydalanamıyoruz.
Balığın ne işe yaradığını biraz daha yakından öğrenmek belki balık tüketimini artırmamızda faydalı olabilir.
Balıklar son derece yüksek ve kaliteli protein içeriğine sahipler. Gün içinde 1 porsiyon balık yemek hayvansal kaynaklı protein ihtiyacının nerdeyse tamamını karşılayabiliyor. Ayrıca balığın yağı çok kıymetli. Kullanılabilir omega-3 kalp-damar sağlığını koruyor. Damar sertleşmesine ve damar tıkanıklığına iyi geliyor. Cildi, gözleri, eklemleri, organlarımız etrafındaki dokuları, zihnimizi koruyor. Balık tüketimi hafızayı güçlendiriyor. Bağışıklık sistemimizi kuvvetlendiriyor. Enfeksiyonel hastalıklara yakalanma riskimizi düşürüyor. Ayrıca balık,  A ve K vitamini, iyot, fosfor ve çinko açısından zengin bir besin.
BALIKLARDAN MAKSİMUM FAYDA SAĞLAMAK İÇİN KIZARTMADAN TÜKETİN. En sağlıklı balık pişirme yöntemi buğulama, ızgara veya fırında pişirmektir. Eğer balığınızı kızgın yağın içine atarsanız balık yağını yakarsınız. Yani omega-3 alımınız azalır. Dolayısı ile balığınızın nasıl piştiği de son derece önemli.
Sonbahar tam balık tüketme mevsimi.  Kasım ayı boyunca palamut, karagöz, barbun, dil balığı mevsimi. Kasım ayının sonuna doğru, yani havalar soğuyunca en sevilen balık olan hamsi mevsimi başlıyor. Soğuk gören hamsiler yağlanıyor, lezzetleniyor. Tam ızgara yapılacak kıvama geliyor.
Balık mevsimi sona erince de çiftlik balıkları devreye giriyor. Çipura ve levreği her markette bulmanız mümkün.

Eğer sizde balığı az tüketenlerdenseniz bu yazıdan sonra bir daha gözden geçirmenizde fayda var. En azından haftada1 defa evinizde balık pişsin, çocuklarınız balık ile tanışsın. Sağlıklı ve bol balıklı haftalar dilerim.
DYT. BAŞAK KEFELİ

12 Eylül 2017 Salı

KADINLARIN KANAYAN YARASI: KANSIZLIK




Anemi kadınların arasında görülme sıklığı en yüksek olan rahatsızlıklardan biri. Yapılan çalışmalar kadınların yarısında kansızlık ve kansız kalma riski olduğunu gösteriyor. Bunun sebebi olarak da demir kaynaklarının yetersiz tüketilmesi, fazla çay ve kahve tüketilmesi, aylık regli kanamalarının fazla olması yer alıyor. 

Kansızlık genel beden sağlığını bozan bir rahatsızlıktır. Biz oksijen ile yaşayan canlılarız. Kanımızda da oksijeni hücrelerimize taşıyan madde demir. Yani demir eksikliği ile beraber kansızlık  yaşadığımızda hücrelerimiz yeterince oksijenlenemiyor.   geliyor. Tempolu yürüyüş yapamıyor, tempolu bir şekilde merdiven çıkmayı başaramıyoruz. İşte kansızlığın hayatımızı etkileyen görünür yüzü bu şekilde oluyor. Görünmeyen yüzünde ise hücre ve organ yaşlanması yer alıyor. Hayatımızı bu kadar çok etkileyen demir eksikliği kansızlığının ise tedavisinde besinler ve düzenli beslenme son derece önemli bir rol oynuyor.
Hücrelerimiz daha hızlı yaşlanıyor. Dolayısı ise daha fazla halsizlik, isteksizlik, çabuk yorulma yaşıyoruz. Hızlı düşünemiyoruz. Saçlarımız dökülüyor, tırnaklarımız kırılıyor. Daha çabuk uykumuz
En zengin demir kaynakları hayvansal kaynaklı gıdalarda bulunuyor. Özellikle karaciğer, dalak, yürek gibi organ etlerinin demir içerikleri oldukça yüksektir. Yoğun kansızlık yaşayan kişilere bu etleri haftada 1 defa mutlaka tüketmesini tavsiye ediyorum. Ayrıca kırmızı et de çok iyi bir demir kaynağıdır. Yapılan bütün sebze yemeklerine biraz kıyma veya kuşbaşı etini karıştırmak önemli. Haftada 1-2 defa parça et tüketmek gerekiyor. Et tüketirken demirin emilimini artırmak için yanında bol limonlu salata yemek gerekiyor. Etin yanında taze sıkılmış meyve suyu içmek veya 1 adet meyve yemek de bu ihtiyacı karşılıyor.
Bitkisel kaynaklı gıdalarda da demir bulunuyor. Yeşil mercimek, ıspanak, üzüm gibi besinlerde de demir bulunuyor ancak bu besinlerdeki demiri vücudumuz çok iyi bir şekilde ememiyor. Dolayısı ile kansızlık tedavisinde öne çıkan besinler bitkisel besinler değildir.
Fazla süt ürünü tüketmek kansız bırakabiliyor. Günde ortalama 500-600ml süt ürünü genel olarak yeterlidir. Bu miktarın üzerine çıktığımızda kansız kalma riskimiz artıyor.
Ayrıca tahlil yaptırdığınızda demir seviyeniz oldukça alt sınırlarda çıktıysa ve hekiminiz size demir ihtiva eden kan hapları önerdiyse lütfen bu hapları kullanmayı reddetmeyiniz. Çünkü belli bir seviyenin altına düşen demir seviyesi tek başına gıdalar ile yeterince yükseltilemiyor. Ancak kısa süreli ilaç tedavisinin ardından doğru beslenme ile kansızlık tedavi edilebiliyor.
Son olarak şunu da eklemeliyim; bütün kan tedavilerine ve doğru beslenme kurallarına uymanıza rağmen kansızlığınız tedavi olmuyor ise daha detaylı bir tarama yaptırmalısınız. Çünkü kansızlığınız sizin hiç fark etmediğiniz bir vücut kanamasından veya tümörlü bir hücre üretmenizden dolayı da gerçekleşiyor olabilir. Yapılacak endoskopi,kolonoskopi sonrasında hekiminizin yönlendirmesine göre tedavinizi devam ettirmelisiniz.
Sağlıklı geçirilecek güzel günler görmek dileği ile.
Dyt.Başak Kefeli