kalori etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kalori etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2017 Cuma

BALIK YİYELİM




Üç tarafı denizlerle kaplı cennet gibi bir ülkemiz var.  Kıyı şeridimiz 8,333km ,akarsu uzunluklarımız ise 177,714 km. Yazılan raporlara göre bu neredeyse  Türkiye’deki tarım alanlarına eşit bir miktar. Tonlarca balık üretiyoruz, balık ihraç ediyoruz. Amma velakin biz bu balıkları yemiyoruz.  Önceki yıllarda Deniz Ürünleri Sanayicileri Derneği’nin yaptığı çalışmalarda ne kadar az balık yediğimize bir kere daha dikkat çekilmiş. Dünyada kişi başı yıllık 16,4kg balık tüketimi olurken Türkiye’de sadece 8kg olduğu tespit edilmiş. Yani bu cennet ülkenin nimetlerinden faydalanamıyoruz.
Balığın ne işe yaradığını biraz daha yakından öğrenmek belki balık tüketimini artırmamızda faydalı olabilir.
Balıklar son derece yüksek ve kaliteli protein içeriğine sahipler. Gün içinde 1 porsiyon balık yemek hayvansal kaynaklı protein ihtiyacının nerdeyse tamamını karşılayabiliyor. Ayrıca balığın yağı çok kıymetli. Kullanılabilir omega-3 kalp-damar sağlığını koruyor. Damar sertleşmesine ve damar tıkanıklığına iyi geliyor. Cildi, gözleri, eklemleri, organlarımız etrafındaki dokuları, zihnimizi koruyor. Balık tüketimi hafızayı güçlendiriyor. Bağışıklık sistemimizi kuvvetlendiriyor. Enfeksiyonel hastalıklara yakalanma riskimizi düşürüyor. Ayrıca balık,  A ve K vitamini, iyot, fosfor ve çinko açısından zengin bir besin.
BALIKLARDAN MAKSİMUM FAYDA SAĞLAMAK İÇİN KIZARTMADAN TÜKETİN. En sağlıklı balık pişirme yöntemi buğulama, ızgara veya fırında pişirmektir. Eğer balığınızı kızgın yağın içine atarsanız balık yağını yakarsınız. Yani omega-3 alımınız azalır. Dolayısı ile balığınızın nasıl piştiği de son derece önemli.
Sonbahar tam balık tüketme mevsimi.  Kasım ayı boyunca palamut, karagöz, barbun, dil balığı mevsimi. Kasım ayının sonuna doğru, yani havalar soğuyunca en sevilen balık olan hamsi mevsimi başlıyor. Soğuk gören hamsiler yağlanıyor, lezzetleniyor. Tam ızgara yapılacak kıvama geliyor.
Balık mevsimi sona erince de çiftlik balıkları devreye giriyor. Çipura ve levreği her markette bulmanız mümkün.

Eğer sizde balığı az tüketenlerdenseniz bu yazıdan sonra bir daha gözden geçirmenizde fayda var. En azından haftada1 defa evinizde balık pişsin, çocuklarınız balık ile tanışsın. Sağlıklı ve bol balıklı haftalar dilerim.
DYT. BAŞAK KEFELİ

31 Ekim 2015 Cumartesi

YEŞERİP ÇİMLENMİŞ PATATESLERİ YEMEYİN




Çoğumuzun genel bir alışkanlığı patatesi ve soğanı çok çok alıp stoklamaktır. Ancak uygun saklama koşulları olmadığı zaman patateslerin yüzeyinde yeşerme ve filizlenme oluşur. Bu yeşerme esnasında patatesin kabuk altında solanin adı verilen toksik bir madde ürer. İşte bu madde vücudumuz için oldukça yabancı ve zehirleme etkisine sahip bir maddedir.  Özellikle karaciğer ve böbreğimiz için zararlıdır. Yeşermiş çimlenmiş patatesten dolayı yaşanan zehirlenme vakalarında tıpkı diğer zehirlenmeler gibi mide bulantısı kusma ishal karın ağrısı görülür. 

Eğer patatesleriniz çimlendiyse en güzeli bu patatesleri kullanmamaktır. Bu patatesleri kullanmak zorunda kalırsanız yapmanız gereken patatesi 1 cm derinden soymaktır. Patatesin etli olan kabuğuna yakın yerleri 1cm kalınlığında soyup atarsanız zehirli olan solanin maddesini patateslerinizden uzaklaştırmış olacaksınız.
Sağlıklı kalabilmek için güvenli besin tüketiminize dikkat ediniz.  

20 Ekim 2015 Salı

ZAYIFLARKEN DURAKSAMA OLMASI - PLATO EVRESİ NASIL AŞILIR




Zayıflama programlarında hemen hemen her hastanın yaşadığı bir duraksama dönemi vardır. Duraksama genelde kilo verilmeye başlanan ağırlığın %10’u verildikten sonra karşılaşılır. Örneğin 70kg ile diyete başlayan bir hasta ortalama 7-8 kg verdikten sonra plato dönemi yaşayabilir. Yapılan çalışmalarda düşük kalorili ve tek tip diyetlerde daha sık plato evresinin yaşandığı ve bu takılmanın daha uzun sürdüğü tespit edilmiştir. Dolayısı ile zayıflarken takılma yaşamamak için daha çeşitli ve olabildiğince yüksek kalorili beslenmek gerekmektedir. 

Diyet programınızın plato evresine geçtiğini nasıl anlarız? 

Eğer diyetinizi bozmadan devam etmenize rağmen 3-4 haftalık bir dönemde kilonuzda hiçbir kıpırdama olmuyorsa plato evrense girmişsiniz demektir. 

Plato evresine giren bir programda kilo kayıplarına devam edebilmek için ne yapılmalıdır?

Uzun zamandan beri aynı tip diyet yapıyor, hergün aynı besinleri tüketiyorsanız işe ilk başta bu besinleri değiştirterek başlamalısınız. Uzun zamandır yemediğiniz bir meyveyi veya sebze yemeğini yemelisiniz. Hep aynı kahvaltıyı yapıyorsanız,diyetisyeninizden size farklı bir kahvaltı alternatfi vermesini isteyiniz. Örneğin son 1-2 aydır yumurtalı bir kahvaltı yapıyorsanız 1-2 hafta tost veya kahvaltılık gevrek gibi farklı bir alternatifi uygulamalısınız. Diyetinizde yapılacak bu besinsel değişimler çoğu zaman işe yarar. Eğer 1 hafta bu şekilde diyetinizi değiştirmiş olmanıza rağmen takılma devam ediyorsa ikinci olarak fiziksel aktivitenizi artırın. Hiç spor yapmayanar için yürüyüş, daha önce yürüyüş yapanlar için ise aerobik egzersizlerin eklenmesi işe yarayacaktır. Bir hafta daha bu şekilde kendinizi takip edin. Eğer yine takılma devam ediyorsa diyet kalorinizi 300kalori kadar sınırlandırın. (Örneğin: 1 dilim ekmek +1 bardak süt +1 meyve ‘yi menünüzden çıkarmanız ortalama 300kalori civarı kısım yapmanız anlamına gelir. ) bu şekilde kendinizi 1-2 hafta daha takip edin. Takılma süreciniz bu şekilde atlatılmış olacaktır.

Her şeyi yaptım ancak hala kilo veremiyorum? 

Bu durumda diyetisyeniniz ve doktorunuzla tekrar görüşün. Tahlillerinizi tekrarlayın. Bazı durumlarda kan değerlerinizdeki değişimler de kilo vermenizi durdurabilir. Eksik olan vitamin ve mineral değerleriniz varsa takviye kullanın. Hormonlarınıza baktırın. Gerek görülürse geçici süre ile ilaç tedavisine başlayın. Sonuçların düzelmesi halinde kilo verişleriniz tekrar eski seyrine kavuşacaktır.
Sağlıklı bir hayat sürebilmek için vücudunuzu doğru besleyin. İşin uzmanlarından destek almayı ihmal etmeyin.

9 Eylül 2015 Çarşamba

NE YEDİĞİNİZ DEĞİL NE KADAR YEDİĞİNİZ ÖNEMLİ

Bir düşünün: sağlıklısınız, sapasağlam bir vücudunuz, mideniz, bağırsaklarınız var. İştahınız yerinde. Yılların vermiş olduğu bir yeme alışkanlığınız, sevdiğiniz ve sevmediğiniz besinler var.  Sadece kilonuzu korumak için veya daha sağlıklı olabilmek için sizce kendinize yasaklar koymak mı, yoksa sınırlar çizmek mi gerekli?

YASAK & SINIR

Bana göre aralarında dağlar kadar fark olan iki tanım. Örnekler vererek açıklayalım.

  • Kesinlikle ağzına 1 lokma dahi tatlı koymamak bir YASAKTIR!. Korkunç zor bir karardır. Yıldırır, bıktırır, depresif yapar, diyetten soğutur. Programların daha kısa sürmesine sebep olur. Açlık atakları yapar. Önüne geçilemeyen yeme istekleri doğurur. 
  • 1 top dondurma yiyip bırakabilmek ise SINIRDIR! Nefis köreltir, mutlu eder, iştah patlamaları yapmaz, diyetin daha uzun sürmesini sağlar, hiçbir zararı olmaz.
Diyet yapıyor veya sağlıklı beslenmek için çabalıyorsanız sınırlarınız olsun , yasaklarınız olmasın. Enerji değeri düşük besinleri yüksek hacimlerde tüketebilirsiniz ama enerji değeri yüksek besinleri sınırlandırın. Tüketin ama porsiyonunu az tutun. 1/2 dilim kek veya börek, 1/2 tabak makarna veya pilav, 1 adet patates,  küçük dilim karpuz, küçük kase çerez gibi sınırlarınız olsun. Sağlık durumunuz el veriyorsa her besinden faydalanmaya çalışın. Kendinizi daha mutlu hissedeceksiniz. Benden söylemesi...

25 Mayıs 2015 Pazartesi

BADEM Mİ FINDIK MI?




Bu iki muhteşem yağlı tohumu sevmeyen çok az insan vardır. Bende diyetlerim de sıklıkla yazıyorum. Ancak bademi biraz daha ağırlıklı yazıyorum. Neden mi? işte size badem ile fındık arasındaki farklar. 

KALORİLERİ(100g’da)
Badem  
Fındık
600kkal
646kkal

Bademin 100Gramının kalorisi bir miktar daha azdır.
PROTEİN İÇERİKLERİ(100g’da)
Badem  
Fındık
20,57g
14,24g

Biliyorsunuz ki yağ ve protein içeriği yüksek olan besinlerin tok tutma süreleri daha uzundur. Zayıflama programlarında bitkisel protein alımı ise önemlidir. Bademin protein içeriği fındıktan daha fazladır.
YAĞ İÇERİKLERİ (100g’da)
Badem  
Fındık
50.22g
59.58g

Eğer kilo vermeye çalışıyorsanız badem, kilo almaya çalışıyorsanız fındık tercih etmeniz daha mantıklı.
DEMİR İÇERİKLERİ (100g’da)
Badem  
Fındık
5,26mg
3,22mg

Bitkisel kaynaklı demirin kullanımı vücudumuzda düşüktür. Ancak az da olsa kullanılabilirlikleri vardır. Zayıflama diyetlerinde hastalarımızı kansız bırakmak en büyük endişemizdir. Dolayısı ile demirden engin ürünleri tercih etmeyi daha çok seviyorum. Badem bu konuda da fındığın önüne geçiyor.
MAGNEZYUM İÇERİKLERİ(100mg’da)
Badem  
Fındık
303mg
149mg

Magnezyum özellikle kas kasılması esnasında vücudumuzun ihtiyaç duyduğu çok önemli bir mineral. Eğer bacaklarınıza, parmaklarınıza kramplar girmeye başladı ise aklımıza magnezyum eksikliği gelir. Ayrıca kaslar biliyorsunuz ki vücudun kalori sarfeden bileşimleridir. Magnezyum eksikliği metabolizmanızı yavaşlatacaktır. Bu sebeple diyetlerimde magnezyumu yüksek besinleri tavsiye ediyorum. Bademin magnezyum içeriği fındıktan 2 kat daha fazladır.

Bu bilgiler ışığında zayıflama diyetlerimde badem yazmayı fındığa göre daha uygun buluyorum. Ancak özellikle çocuklarda, büyüme gelişme döneminde, kilo almaya çalışanlarda, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek isteyenlerde fındık tüketimi çok çok önemlidir. Fındık daha yağlı bir besin olabilir ancak fındıkta bulunana yağ aitleri oldukça önemlidir. Dolayısı ile eğer kilo vermeye çalışıyorsanız bademe ağırlık verebilirsiniz. Diğer koşullarda ise fındığı tüketmeyi ihmal etmemeliyiz.  

7 Nisan 2015 Salı

DİYETTE MAKARNA BÖYLE OLUR


Zayıflama diyetinde her hastama "Bu hafta benden istediğiniz birşey var mı?" diye sorarım.Bir numaralı istek tabi ki tatlı oluyor.İkinci istek ise MAKARNA :)

Gaddar bir diyetisyen olmadığımı düşünüyorum. İsteklere en masum şekilde cevap verebilmek için uğraşıyorum. Peki diyette makarna nasıl olmalı? Makarna pişirirken nelere dikkat edilmeli?

Makarnadan korkulmasının sebebi kan şekerini hızlı yükseltip, çabuk acıktırmasıdır. Biz makarnayı pişirirken bu iki istenmeyen konuyu ortadan kaldıracak dokunuşlar yapabiliriz.

Makarna pişirken dikkat edilmesi gereken püf noktaları şu şekilde;

  1. Makarnanızı az yağ kullanarak pişirin. Yağsız makarna mı olurmuş demeyin. Deneyin. Son derece lezzetli olduğunu göreceksiniz. 
  2. Makarnanızın içine lifli besinler ekleyin. Yemeğin lifi ne kadar yükselirse, tok tutuculuğu da bir o kadar artar. Ayrıca lifli besinlerin şekeri yükseltme hızı da daha düşük olur. 
  3. Makarnanızı hamur olana kadar haşlamayın. Makarnanın haşlanma süresi 10dk'dır. maksimum 10 dk haşlayın. hafif diri kalan makarna daha uzun süre tok tutar. Kan şekerini daha yavaş yükseltir ve daha dinç tutar. 
  4. Makarnanızın yanına mutlaka hayvansal kaynaklı bir protein ekleyin. Balık, tavuk, köfte, yoğurt veya peynir. Artık hangisini seviyorsanız. 

İşte benim makarnamın içindekiler;

    BOL SEBZELİ MAKARNA (2 kişilik)

 Dolabınızda hangi sebzeniz varsa hepsini kullanabilirsiniz.
  • 1 adet kapya biber
  • 1 adet çarliston biber
  • 5 baş mantar
  • 1 büyük boy rendelenmiş kabak 
  • 1 kaşık zeytinyağı
  • 2 kaşık soya sosu
  • 150g filiz yumurtalı erişte(yarım paket)
  • tuz
  • Kekik 
Makarnanızı haşlarken sebzeleri tencerenin kapağını hiç açmadan(buharı içinde kalsın) soteleyin.Sebzeler sotelenince soya sosunuzu ilave edin. Haşlanmış makarnanızı sote sebzelerin içine ilave edin ve karıştırın. 

AFİYET OLSUN