fit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2015 Çarşamba

NE YEDİĞİNİZ DEĞİL NE KADAR YEDİĞİNİZ ÖNEMLİ

Bir düşünün: sağlıklısınız, sapasağlam bir vücudunuz, mideniz, bağırsaklarınız var. İştahınız yerinde. Yılların vermiş olduğu bir yeme alışkanlığınız, sevdiğiniz ve sevmediğiniz besinler var.  Sadece kilonuzu korumak için veya daha sağlıklı olabilmek için sizce kendinize yasaklar koymak mı, yoksa sınırlar çizmek mi gerekli?

YASAK & SINIR

Bana göre aralarında dağlar kadar fark olan iki tanım. Örnekler vererek açıklayalım.

  • Kesinlikle ağzına 1 lokma dahi tatlı koymamak bir YASAKTIR!. Korkunç zor bir karardır. Yıldırır, bıktırır, depresif yapar, diyetten soğutur. Programların daha kısa sürmesine sebep olur. Açlık atakları yapar. Önüne geçilemeyen yeme istekleri doğurur. 
  • 1 top dondurma yiyip bırakabilmek ise SINIRDIR! Nefis köreltir, mutlu eder, iştah patlamaları yapmaz, diyetin daha uzun sürmesini sağlar, hiçbir zararı olmaz.
Diyet yapıyor veya sağlıklı beslenmek için çabalıyorsanız sınırlarınız olsun , yasaklarınız olmasın. Enerji değeri düşük besinleri yüksek hacimlerde tüketebilirsiniz ama enerji değeri yüksek besinleri sınırlandırın. Tüketin ama porsiyonunu az tutun. 1/2 dilim kek veya börek, 1/2 tabak makarna veya pilav, 1 adet patates,  küçük dilim karpuz, küçük kase çerez gibi sınırlarınız olsun. Sağlık durumunuz el veriyorsa her besinden faydalanmaya çalışın. Kendinizi daha mutlu hissedeceksiniz. Benden söylemesi...

30 Temmuz 2015 Perşembe

DONDURMA AŞKINA




 “en masum tatlı dondurmadır” diye yanlış bir bilgi dolaşıyor etrafta. Sınırsız yiyebilirsiniz, kalorisi yok, kilo yapmaz, şeker yükseltmez gibi inanışlar var. dondurma ile aranızı bozmak istemem ama bu durum maalesef böyle değil.
Eskiden dondurmalar gerçekten sahlepli, gerçek sütlü yapılırmış. Tabi ki tadına da doyum olmazmış. Şimdilerde piyasadaki dondurmaların çoğu hazır karışım tozların su ile çırpılması ile elde ediliyor. İçinde süt tozu, krema, fruktoz şurubu gibi aslında bizim pek de sevmediğimiz şeyler bulunuyor. Çikolata kaplama, renklendirici, boyar madde gibi katkılarla hem sağlıksızlaştırılıyor, hem de kalorisi yükseliyor.  Aslında dondurma niyetine yediğiniz şey marketlerde satılan bisküvi, gofretten pek farklı olmuyor. O zaman bu masum tatlının masumluğu da tabi ki gitmiş oluyor.
Benden size tavsiye güvenilir bir yerde yapılmış açık pastane dondurmalarını tüketmeniz. Dondurması ile meşhur olmuş, lezzetli, sahlepli, kıvamlı dondurma yapan, süt kullanan dondurmacıları keşfedin. Haftada 2-3 defa 1 porsiyon yani 2 top, ortalama 100g dondurma yemeye çalışın. Bir gün mola vererek yiyebilirsiniz. Evde yiyecekseniz dondurma kupunuzun boyutunu küçük tutun. Kocaman bir kasenin içinde 2 top dondurma sizi tatmin etmeyecektir. Unutmayın ilk önce göz doygunluğu gerekli. Ayrıca her dondurma yiyişinizde külah tüketmeyin. Dondurma külahı yerine kupta dondurma yemeniz, üzerine şekerleme, çikolata sosu döktürmemeniz yediğiniz tatlıyı daha masum hale getirecektir. 

Ortalama 100g dondurma 200-250 kalori arasında enerji içerir.
Örneğin ;
1 mini magnum 45-50gram arasında  140-150 kaloridir. Çeşidine göre kalorisi değişir.  
1 cornetto çikolata disk ortalama 300kaloridir.
1 porsiyon kazandibi(eker kutu) 200-250 kalori arasıdır.
2 küçük kare baklava 250 kaloridir.

Kısacası “dondurma masumdur, kalorisi yoktur, şekeri yükseltmez” gibi bir düşünceniz varsa yanılıyorsunuz. 1 paket  cornetto yemeniz 1 porsiyon baklava yemişsiniz gibi etki yapabilir. Peki dondurmadan vaz mı geçelim? Tabi ki hayır.Siz en iyisi dozunu, miktarını, sıklığını iyi ayarlayın. Sağlıklı seçimler yaparak vücudunuza iyi bakın, ağzınızın tadı kaçmasın. Keyifli bir yaz dönemi geçirmenizi dilerim.

27 Temmuz 2015 Pazartesi

  ...mutfakta sağlıklı kokular... 

"Full time çalışıyorum ama bu mutfağa girmemek için bir bahane asla değil. Bence yemek yapmak bir terapi. At kendini mutfağa ve aklına ne geliyorsa pişir. Mis gibi kokular yükselsin ve işte mutluluk."

 /http://mutfaktasagliklikokular.blogspot.com.tr/

İşim gereği danışanlarımla sürekli yemekler üzerine konuşuyoruz.Hepsi olmasa da çoğu kişi bir diyetisyen olarak benim nasıl yemek pişirdiğimi, ne yediğimi, bu konuda dikkat edip etmedimi merak ediyor. Mesela acaba hiç kızartma yiyor muyum? Sürekli sebze ile mi besleniyorum? gibi soruları çok sık duyuyorum. Bende bu sorulara cevaben mutfağımı sizlere açmaya karar verdim. Oldukça amatör olarak başlıyorum. Bu konuda ise destekleri bekliyorum. Belki güzel bir sinerjik etki yaratıp daha lezzetli, daha sağlıklı, daha fit yemekler keşfederiz. Sayfanın linki yukarıda, ilgileneniyorsanız tıklamanız yeterli. 

23 Mayıs 2015 Cumartesi

KAHVE SELÜLİT YAPAR MI?




Malum yaz ayları geliyor. Hatta şimdiden tatile çıkanlar bile var. Bu sezonda benim aldığım en fazla soru selülitler ile ilgili. Bu selülitler nasıl gider? Kahve selülit yapar mı? selülit için özel bir diyet var mı? kaç haftada selülitler gider? 

Selülit, cilt altındaki yağ depolarının artması sonucu görüntünün dalgalanması ve daha pütürlü bir derinin oluşmasıdır. Yani temelde derialtı yağ birikimi vardır. Özellikle genetik faktörler çok önemli. Anne,abla, teyze selülitli ise siz de selülite karşı risk altındasınız demektir.
Genetik olarak rsikiniz fazla olsa da illa selülitli olacaksınız diye bir kural yok. Daha doğru bir beslenme aışkanlığı edinir ve hareketli olursanız, bol bol sıvı tüketirseniz selülitsiz bir ömür geçirmeniz çok zor değildir. 

SELÜLİTLER NASIL ARTAR?
·         Beslenmeniz ile fazla miktarda yağ ve şeker tüketiyorsanız selülitleriniz artar. Çünkü vücudunuz bu boş kalorileri yağ olarak depolayacaktır.
·         Uzun süre oturmak, hareketsiz kalmak, sürekli aynı pozisyonda oturmak selülitlerinizi artıracaktır.
·         Sıkı tayt giymek, gece yatarken bile tayt giymek, kışın sürekli sıkı kilotlu çorap giymek selülitlerinizi artıracaktır. Çünkü selülitlerin oluşmaması veya yok olması için bacaklarınızda kan akışınızın oldukça hızlı olması gerekir. Sıkı kıyafetler kan akışını olumsuz etkileyeceği için selülitleriniz artacaktır.
·         Az su içmek dolaşım problemi yaratacağı için selülitleriniz artacaktır. 

KAHVE SELÜLİT YAPAR MI?
Kahvenin en önemli bileşeni kafein. Yaygın inanış kafeinin selüliti artırdığı yönündedir. Ancak biraz önce de anlattığım gibi selülite sebep olan kafein değil,kahvenin içinde kullandığınız krema ve şekerdir. Yani yağlı kahveler, şekerli ve kremalı, aromalı kahveler selülit oluşumunu hızlandırabilir. Ancak siz sade türk kahvesi, sade neskafe veya sütlü kahve, sade filtre kahve veya acı ekspresso gibi kahve türlerini içerseniz selülit riski olmaz. 

SELÜLİT MASAJI ETKİLİ Mİ?
Selülit masajı diye geçen deri altı yağ birikimlerini parçalayıp dağıtmaya dayalı masaj yöntemi selülit tedavisinde etkilidir. Bu konuda uzman bir masör bulup düzenli selülit masajı yaptırmanız fayda sağlayacaktır. 

SELÜLİT DİYET İLE GEÇER Mİ?
Düzenli ve doğru besinleri seçerek beslenmek selülit tedavisinde işe yaramaktadır. Selülit diyetinde en önemliolan yeterince sıvı tüketimi ve vücudu susuz bırakmamaktır. İçeriğinde suyu fazla olan (salatalık, marul, kavun, kiraz gibi) besinlerin daha fazla tüketimi önemlidir. Az yağlı beslenmeli, ara öğünler mümkün olduğunca taze mevsim meyveleri ile geçirilmelidir. öÖğün atlanmamalı ve bol bol sebze yemeği ile yarım yağlı yoğurt tüketilmelidi. 1 hafta 10 gün boyunca her öğünde düzenli olarak 1 dilim tam buğday ekmeği tüketmeli ve bol bol sıvı tüketilmelidir. Günde 2 fincan kahve içilebilir. Buna ilave olarak 2-3 kupa bitki çayı ve yaşil çay tüketebilirsiniz. Bu beslenme düzeninin yanı sıra günlük olarak düzenli tempolu yürüyüş yapmayı da ihmal etmeyin. 

Yazınızın güzel ve sağlıklı geçmesi dileğiyle…

10 Mart 2015 Salı

D VİTAMİNİNİZ EKSİK OLMASIN





Türkiye güneş ülkesi. Ancak buna rağmen sadece güneş sayesinde elde ettiğimiz D vitaminimiz yetersiz. Her ay ortalama 450 - 500 görüşme yapıyorum ve diyet programı başlatmadan önce mutlaka d vitamini tahlillerine baktırıyorum. Ve şaşılacak şekilde d vitamini eksiklikleri ile karşılaşıyorum.
Bu vitamin o kadar önemli görevleri olan bir vitamin ki bebeklikten yaşlılığa kadar vücudumuzdan eksilmesi hiç istenmez. Başta kemik sağlığı ve bağışıklık sistemi olmak üzere bir çok sistemi etkileyen bir vitamin. Yeterince güneşlenmemek, yaş ile birlikte cildimizde d vitamini sentezinin azalması veya sürekli güneş koruyucu kremler sürmek, kapalı ortamlarda uzun süre bulunmak d vitaminimizi azaltıyor.

Yaş ile birlikte bağırsakların yaşlanması kalsiyum emilimini azaltıyor.
Yaş ile birlikte böbrek yaşlanması ise d vitamininin aktif hale dönüşmesini engelliyor. 

Kadınlarda menapoz ile birlikte de östrojen hormonu seviyesi düşünce kemik erimesi riski d vitamini eksikliği ile birlikte artıyor. 

D vitamini eksikliği kan testi sonucu tespit ediliyor. Sizi takip eden doktorunuza d vitamini tahlili yaptırmak istediğinizi söyleyin. 25(OH)vit D3 seviyenize baktırın. 25 altında ise d vitamini takviyesi kullanmalısınız. Bunun prosedürlerini  doktorunuz ile konuşun. 

Türkiye’de son yıllarda balkonları cam ile kapama sayısı arttı. Özellikle güneş ile tek teması balkon olan, çoğu sıklıkla evinden çıkmayan ev kadınları var. Balkonların cam ile kapanması güneşin cildimize temas ederek d vitamini üretmemizi engelliyor.  Dolayısı ile balkonlardaki camlar özellikle güneşli günlerde açılmalı ve balkonda güneşlenilmeli. 

Peki ben bir diyetisyen olarak niçin d vitamini testi yaptırıyorum biliyor musunuz? Son yıllarda yapılan çalışmalar D vitamini eksik olan bireylerin kilo almaya daha müsait olduklarını gösteriyor. Ayrıca d vitamini düşük olan özellikle şeker hastalarının kilo verme hızları ise oldukça düşük oluyor. Dolayısı ile eğer bu gözden kaçar ise diyet yapıyoruz yapıyoruz ama kilo veremiyoruz.  Küçük ama önemli bir detay. 

D vitaminin en doğal kaynağı güneştir. Kışın güneş ışınlarının dik ve bol olduğu öğle saatlerinde 20-25 dakikalık güneşlenme, kışın ise akşam üstü saatlerinde 10-15 dakika güneşlenme yeterli olacaktır. Güneş ışığına dirseklerden aşağı kollarınızı ve dizlerden aşağı bacaklarınızı maruz bırakırsanız vücudunuz günlük d vitamini ihtiyacını karşılayacaktır. 


Yani kısacası d vitamininiz eksik olmasın, sağlığınız yerinde olsun. 


19 Şubat 2015 Perşembe

DİYETTE ARA ÖĞÜN ALTERNATİFLERİ




     Diyetin olmazsa olmazı ara öğünlerdir bunu biliyorsunuz. Her ne kadar bazı uzmanlar ara öğün önermese de hem şeker kontrolü için, hem metabolizmayı hızlandırmak için hem de iştahınızı kontrol altına alabilmek için hala ara öğünlü diyetler geçerliliğini sürdürüyor. Benim de diyetlerimde ara öğünlerim çok kıymetli. Ara öğün olmadan yazdığım diyetlerin sayısı 2-3 ‘ü geçmez sanırım. Özellikle de akşam üstü 16:00-17:00 ara öğünü benim olmazsa olmazım. Belki ihtiyaç duymadığınız için belki de yoğunluğunuzdan sabah ara öğününüzü atlayabilirsiniz. Ama enerjimizin en çok azaldığı, şekerimizin destek istediği  akşamüstü saatleri çok önemli . Ayrıca akşamüstü ara öğününün bir diğer önemli görevi de akşam yemeği için iştahınızı ciddi anlamda kesmesi. Tabii bunda tercih ettiğiniz ara öğünün de içeriği  önemli. Yanlış tercihler sizi daha çok acıktırabilir veya kilo alımı yaşatabilir. Bu yazım akşam üstü ara öğünlerinizin nasıl olabileceği hakkında. Sadece bir ara öğün için onlarca alternatif mevcut.

İşte benim sevdiklerimden bazıları;
·         1 avuç leblebi ve 1 bardak ayran
·         1 adet probiyotikli yoğurt ve içine 2-3 adet kuru kayısı
·         1 dilim ekmek üzerine 1 adet karper peynir. Yanlarına 1 fincan yeşil çay
·         1 bardak süt ve 2 adet kepekli galeta
·         4 adet kuru kayısı ve 10 adet badem
·         1 fincan sütlü şekersiz neskafe yanına 3 adet şekerli diyet bisküvi
·         1 fincan sütlü neskafe yanına 1 adet pastane kurabiyesi
·         1 kase yoğurt içine yeşil mevsim otları, baharatlar ve 1 dilim kıtır etimek
·         1 kutu light ton balığı yanına yeşillikler ve 1 dilim kıtır ekmek
·         Her birini 1 adet marul yaprağına sarılı 3 adet çiğ köfte  ve yanına 1 bardak ayran
·         1 orta boy ince ince kesilip fırınlanmış elma üzerine tarçın ve 1 tatlı kaşığı öğütülmüş fındık

Ara öğünlerim çok lezzetli değil mi? Diyet yapmak demek eziyet çekmek demek değildir.  Herkese keyifli ve sağlıklı diyetler dilerim.

1 Kasım 2014 Cumartesi

MANTAR SEVENLER EL KALDIRSIN





Mantar hakkında etrafta çok şaibeli bilgiler dolaşıyor. Bu lezzetli besine sebze diyenler de var et diyenlerde.  Ben de bir mantar aşığı olarak konuyu aydınlatmak istedim.
Mantar ne sebzedir ne de et. Mantar “mantar grubunun” bir besinidir. Yani özeldir,farklıdır. Sebze kadar lifi vardır. Dolayısı ile kabızlık için birebirdir. Kalorisi inanılmaz düşüktür. Hem çiğ olarak hem de pişirerek rahatlıkla tüketebilirsiniz. 4-5 adet mantarda yalaşık 15 ünite D vitamini vardır. Tabi ki bu d vitaminini kullanımı vücudumuzda fazla yüksek değil ancak yine de destektir.
Mantarın kolesterolü yoktur. Sodyumu ve karbonhidratı çok düşüktür. Hem şeker hem de kalp hastaları son derece rahatlıkla tüketebilir. Ayrıca folik asit ve selenyum deposudur. Doğurganlık çağındaki kadınların tüketmesi önerimdir. Antitümoral, antiviral ve antibakteriyal özellikleri vardır, bağışıklığımızı kuvvetlendirir.
Aslında mantar hakkında Koreli bilim adamları oldukça yoğun çalışmalar yapıyor. Ve önerileri haftada 3 gün mantar tüketilmesi yönünde. Ülkemizde de mantar tüketimi azımsanacak kadar değil. Türk halkı mantar seviyor. Sadece ön yargılıyız. Bu kadar faydası olan bir besine karşı daha ılımlı bakmalıyız. Mantarı yemeklerinizde daha bol kullanabilirsiniz.


NOT: Mantarla ilgili tariflere ulaşmak için TIKLAYINIZ.  MANTARLI OMLET