zayıflama diyeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zayıflama diyeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Temmuz 2017 Perşembe

EVLİLİK KİLO ALDIRIYOR




 Hayatımızda kilo sorunu yaşayabileceğimiz riskli bazı dönüm noktalarımız oluyor. Çoğu kişinin kilo sorunu çocukluktan çıkış yaşlarında, ortalama 18’li yaşlarda başlıyor. Dışarıda yemek yemenin artması, daha hareketsiz günlerin geçmesi, spor yapılmaması ve yüksek enerjili besinlerin ve alkolün tüketilmesi kilo sorunlarını oluşturuyor. Ancak riskli dönemler sadece bununla bitmiyor.
·         Kadınlar açısından konuştuğumuzda gebelik ve gebelik sonrası dönem kilo sorunu yaşanması için yine riskli dönemlerden biridir. Çoğu anne gebelik kilolarından kurtulur ancak emzirme sürecinde aldığı kilolarından kurtulamaz. Yürüttüğüm zayıflama programlarında yoğunlukla çalıştığım hasta grubu emziklilik sürecinde aldığı kiloları veremeyen annelerden oluşuyor.

·         Bir diğer riskli grup ise yeni evlenmiş  çiftler. “Evlilik Kilosu” olarak literatüre geçmiş bir tanım bile vardır. Çoğu evlenen çift evliliklerinin ilk 2 yılında kilo sorunu yaşarlar.  Bütün gün farklı işlerde veya yerlerde olan çiftler akşam yemek sonrası en huzurlu oldukları yer olan evlerinde,  yemek sonrası atıştırmalıkların dozunu fazla kaçırıyor. Gazlı içecekler, çerezler,cipsler, mısırlar veya tatlı, çikolata gibi abur cuburlar ile 1 yıl içinde 10-15kg alan çiftleri görmek artık oldukça tanıdık olduğum bir tablo.
·         Kadınlar için diğer önemli olan dönem ise menapoza giriş esnasıdır. Genellikle 5 ila 10kg arasında kilo oynamasını gördüğümüz bu dönemde vücudun enerji harcaması azaldığı ve metabolizma hızlıca yavaşladığı için ani kilo artışlarını görürüz. Menapoza giren veya girmek üzere olan bayanlara önerim ise günlük hareketlerini biraz artırmaları ve örnek bir beslenme planı almaları için bir diyetisyenden destek almalarıdır. Bu süreç daha kontrollü geçirilmesi gereken önemli bir dönemdir.
·         Erkek veya kadın fark etmeden iş değişikliği, emeklilik, şehir değişikliği veya ev değişikliği gibi durumlarda da kilo sorunları yaşanabiliyor. Dolayısı ile kilonun yukarı çıktığı fark edildiği anda, vakit kaybetmeden bir beslenme uzmanından destek alınmalıdır. 5 kilonun verilmesi ile birikmiş 20 kilonun verilmesi kişiye aynı psikolojik baskıyı yapmaz. Kilo sorunu ne kadar az ise vücuda yapılan olumsuz etki de o kadar az olur.

Obezite, sağlığı ciddi anlamda olumsuz etkileyen bir sağlık sorunudur. Nasıl ki hastalarımız dişi ağrıdığında diş doktoruna, beli ağrıdığında fizik tedavi doktoruna gidiyorsa, kilo sorunu yaşadığında da beslenme ve diyet uzmanına gitmeleri gerekir. Gazetelerden, dergilerden, internetten görüp uyguladığımız zayıflama diyetlerinin sağlıklı olmadığını unutmamalıyız. Kilo sorunu uzman eşliğinde çözülmesi gereken önemli bir sorundur.

20 Ekim 2015 Salı

ZAYIFLARKEN DURAKSAMA OLMASI - PLATO EVRESİ NASIL AŞILIR




Zayıflama programlarında hemen hemen her hastanın yaşadığı bir duraksama dönemi vardır. Duraksama genelde kilo verilmeye başlanan ağırlığın %10’u verildikten sonra karşılaşılır. Örneğin 70kg ile diyete başlayan bir hasta ortalama 7-8 kg verdikten sonra plato dönemi yaşayabilir. Yapılan çalışmalarda düşük kalorili ve tek tip diyetlerde daha sık plato evresinin yaşandığı ve bu takılmanın daha uzun sürdüğü tespit edilmiştir. Dolayısı ile zayıflarken takılma yaşamamak için daha çeşitli ve olabildiğince yüksek kalorili beslenmek gerekmektedir. 

Diyet programınızın plato evresine geçtiğini nasıl anlarız? 

Eğer diyetinizi bozmadan devam etmenize rağmen 3-4 haftalık bir dönemde kilonuzda hiçbir kıpırdama olmuyorsa plato evrense girmişsiniz demektir. 

Plato evresine giren bir programda kilo kayıplarına devam edebilmek için ne yapılmalıdır?

Uzun zamandan beri aynı tip diyet yapıyor, hergün aynı besinleri tüketiyorsanız işe ilk başta bu besinleri değiştirterek başlamalısınız. Uzun zamandır yemediğiniz bir meyveyi veya sebze yemeğini yemelisiniz. Hep aynı kahvaltıyı yapıyorsanız,diyetisyeninizden size farklı bir kahvaltı alternatfi vermesini isteyiniz. Örneğin son 1-2 aydır yumurtalı bir kahvaltı yapıyorsanız 1-2 hafta tost veya kahvaltılık gevrek gibi farklı bir alternatifi uygulamalısınız. Diyetinizde yapılacak bu besinsel değişimler çoğu zaman işe yarar. Eğer 1 hafta bu şekilde diyetinizi değiştirmiş olmanıza rağmen takılma devam ediyorsa ikinci olarak fiziksel aktivitenizi artırın. Hiç spor yapmayanar için yürüyüş, daha önce yürüyüş yapanlar için ise aerobik egzersizlerin eklenmesi işe yarayacaktır. Bir hafta daha bu şekilde kendinizi takip edin. Eğer yine takılma devam ediyorsa diyet kalorinizi 300kalori kadar sınırlandırın. (Örneğin: 1 dilim ekmek +1 bardak süt +1 meyve ‘yi menünüzden çıkarmanız ortalama 300kalori civarı kısım yapmanız anlamına gelir. ) bu şekilde kendinizi 1-2 hafta daha takip edin. Takılma süreciniz bu şekilde atlatılmış olacaktır.

Her şeyi yaptım ancak hala kilo veremiyorum? 

Bu durumda diyetisyeniniz ve doktorunuzla tekrar görüşün. Tahlillerinizi tekrarlayın. Bazı durumlarda kan değerlerinizdeki değişimler de kilo vermenizi durdurabilir. Eksik olan vitamin ve mineral değerleriniz varsa takviye kullanın. Hormonlarınıza baktırın. Gerek görülürse geçici süre ile ilaç tedavisine başlayın. Sonuçların düzelmesi halinde kilo verişleriniz tekrar eski seyrine kavuşacaktır.
Sağlıklı bir hayat sürebilmek için vücudunuzu doğru besleyin. İşin uzmanlarından destek almayı ihmal etmeyin.

28 Ocak 2015 Çarşamba

NEGATİF KALORİLİ BESİNLER




Kalorinin negatifi mi olur demeyin. Vücudumuz bir makine değil. Tükettiğiniz besinlerdeki kalorileri toplayıp çıkartıp yapılan matematiksel hesaplamalar her zaman tutmayabilir. Teorikte aynı kaloriye sahip 2 farklı besine vücudunuzun tepkisi farklıdır. Bu yüzden diyetlerimi yazarken kalori hesabı yapmayı sevmiyorum. Tarih öncesinde kalmış kalori toplama yöntemi benim yöntemim değil.  Nedenini bu yazım daha net açıklayacak.

Glisemik indeksi düşük, lif oranı yüksek olan besinler genel olarak negatif kalorili besinler olarak geçiyor. Bu besinleri vücudumuza aldığımızda, vücudumuz bunları sindirmeye çalışırken sarf ettiği kalorinin, besinin  içerdiği kaloriden daha fazla olduğu düşünülüyor. Dolayısı ile aslında siz yemek yiyerek kalori alacağınıza, kalori harcamış oluyorsunuz. İşte bu tür besinlere NEGATİF KALORİLİ BESİNLER deniyor. 

En çok bilinen negatif kalorili besinleri şu şekilde sıralayabilirim.
·         Kuşkonmaz
·         Pancar
·         Taze fasülye
.      Taze börülce 
·         Brüksel lahanası
·         Kabak
·         Karnabahar
·         Salatalık
·         Pırasa
·         Marul
·         Ispanak
·         Domates
·         Limon ve lime
·         Tarçın
·         Kimyon
·         Sarımsak
·         Soğan
·         Turp
·         Hindiba
·         Maydanoz, tere, roka gibi salata malzemeleri

İşte bu negatif kalorili besinlerin diyetlerde aslında sınırının olmaması gerekir. Ben 1 tabak dolusu ıspanak yemeğini verdiğimde şaşırıp miktarını azaltmaya çalışan hastalarıma bunu anlatıyorum. Negatif kalorili bu besinlerin sınırını serbest tutabilirsiniz. Çünkü bu besinler;

·         Metabolizmanızı hızlandırıyor
·         Enerjinizi artıyor
·         Kan şekerinizi düzenliyor
·         Tok tutuyor, iştahınızı kapatıyor
·          Kabızlığınıza iyi geliyor, bağırsaklarınızı rahatlatıyor
·         Kolesterolünüzü düşürüyor
·         Daha rahat ve konforlu uyumanızı sağlıyor
·         Cildinizin daha genç kalmasını sağlıyor
·         Daha güçlü saçlarınız ve tırnaklarınız olmasını sağlıyor
·         Enfeksiyona karşı sizi koruyor

Kilo vermek ve sağlıklı yaşamak için bu besinleri beslenmenizde, diyetinizde mutlaka bulundurun. Çiğ veya pişmiş olarak fark etmez, tüketmekten korkmayın.