takıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
takıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2013 Perşembe

MANKEN GİBİ OLMAK









Meslek hayatıma başladığımdan beri 52kg olup 50kg’a düşmek isteyenler veya 50kg olup 48 kg ‘a düşmek isteyenler kapımı o kadar çok çaldı ki. İsteklerini sorunca ise cevap hep aynı: Manken gibi olmak.  Aslında evet bu insanın kendisine özsaygısı ile ilgilidir. Ancak takıntılı olmak ile özsaygılı olmak arasında çok ince bir çizgi var. İyi görünmek, sağlıklı kalmak, manken gibi olmak isterken işi takıntı boyutuna taşıyanları da çok gördüm. Peki nedir sağlıklı olan? Manken gibi olmak sağlıklı mıdır?

Bir kere konuya başlamadan önce yaş gibi bir faktörün olduğunu ve yaşın kilo konusunda son derece önemli olduğunu unutmamak gerekiyor. 18-20 yaşlarındaki bir genç kızın vücudunun kaldırabileceği kiloları 35-40 yaşındaki birisinin vücudunun kaldıramayacağını insanların biliyor ve anlıyor olması çok önemli. Bu işi takıntı haline getirip olunması gereken kilonun çok altında kalmak istemenin takıntı olduğu ise aşikardır. Ben de bir beslenme uzmanı ve diyetisyen olarak bıkmadan usanmadan bunu hastalarıma anlatmaya çalışıyorum. 

Her kişinin vücudu, doğası farklıdır. Kiminde 10 kg kemik bulunurken kiminde 15kg kemik bulunabiliyor. Kimisi kaslı bir yapıya sahipken kimisinin kas kütlesi çok az, yağ kütlesi ise fazla olabiliyor. Öncelikle vücudunuzun nasıl olduğunu saptamalısınız. Kaslı mı, ince yapılı mı, kalın kemikli mi, yağlı mı? Bu tespiti yapamıyorsanız bu konuda bir diyetisyene başvurabiliriniz.  
Ardından kan tahlillerinizi yaptırmalısınız. Özellikle şeker, son üç aylık şeker ortalaması,kolesterol, tansiyon, karaciğer yağları, vitamin değerleri ve kan durumunuzu tespit etmelisiniz. Bunlardan herhangi birinde aksilik var ise beslenme programınızı buna göre belirlemelisiniz.

Kilo vermek istediğinizde eğer kilonuz çok fazla değilse, sadece 4-5 kg ve altında kilo sorununuz var ise diyet yapmaktansa nasıl beslenmeniz gerektiğini öğrenip, biraz hareketlenmeye çalışmanız daha sağlıklı ve mantıklı olacaktır. Çünkü vücut 2-3 kg’lık kilo kayıplarını, (özellikle bu kilo 55kg’dan 52 kg’a veya uzun boylu biri için 60 kg’dan 58kg inmek gibi küçük bir hedef ise),  yağdan ziyade kasını kaybederek verme eğilimindedir. Özellikle dengesiz bir beslenme düzeniniz de varsa kas kaybı kaçınılmazdır. 

Belli bir rakamın altında kalma konusunda inat eden kişilerin ise yani manken gibi olmak arzusunda olanların ise mutlaka spor yaparak vücutlarını, kaslarını kuvvetlendirmeleri, ayrıca vitamin ve mineral suplemanları, omega-3 gibi bağışıklık sistemini kuvvetlendirici takviyeleri kullanmaları önerimdir.



29 Haziran 2012 Cuma

KİLOLU OLMA TAKINTISI BAŞA DERT




Her köşede daha ince olmak için sunulan öneriler, sağlıklı beden algısının değişmesi, televizyon dünyasındaki incecik mankenler insanları kilo takıntılı hale getiriyor. Hep biraz daha ince olma isteği ise geri dönüşü olmayan psikolojik sorunlara neden oluyor. Web sitelerinden bulunan ve kişiye özel olmayan diyet listelerinin sürekli uygulanması ise metabolizmaya zarar veriyor. Sonuç: yine geri dönüşü olmayan sağlık problemleri oluyor.
Bedenini beğenmeme, sürekli fazla kilolu olduğunu düşünme ve bununla beraber kısır döngü şeklinde uzman kontrolü olmadan yapılan hatalı diyetler sizi de bu derdin içine düşürdüyse şu yolları takip edin;
1.       İlk başta yapmanız gereken her sabah tartının başına gitmeyi bırakmak olmalı. Tartılmak maksimum haftada 1 yapılırsa sağlıklı bilgi verir.
2.       Tartının sizin için doğru rakamı söylemesini istiyorsanız haftada 1 defa, sabahları tartılmalı, özellikle kadınlar regli dönemi öncesi ve sırasında tartılmamalıdır.
3.       Pantolon bedenlerinize bakarak kilonuzu başkaları ile kıyaslamayın. Herkesin bedeninin sahip olduğu kemik kalınlığı ve kas ağırlığı farklıdır. Sizin için en ideal beden 36 beden olmayabilir. Bunu sorun haline getirmeyin.
4.       Fazla kilonuz olduğunu düşünüyorsanız bunu kendi başınıza değil, mutlaka bir uzmandan destek alarak çözmelisiniz.
5.       Asla çok düşük kalorili diyet listeleri uygulamayın. Bu listeler vücudunuzu daha yavaş çalışmaya alıştırıyor. Her zaman için daha fazla hacimde ve daha düşük kalorili besinler tercih ederek doymalısınız.
6.       Zayıflamak için öğün atlamak bir seçenek değildir. Aksine özellikle kahvaltı ve öğle yemekleri yeterince tüketilmeli, doygunluk hissi sağlanmalıdır. Bu iştahınızın kontrol edilebilmesi için önemlidir.
7.       Vücudunuzu iyice dinleyin. Yaptığınız bütün hataların sinyallerini en yalın şekilde size sunacaktır. Hatalı zayıflama listeleri saçlarınızın dökülmesine, cildinizin kurumasına, bağırsak harekelerinde yavaşlamaya ve kabızlığa, halsizliğe ve sürekli kendinizi yorgun hissetmenize neden olur. Eğer sizde de bu belirtiler var ise işin uzmanı ile görüşme sırası gelmiş demektir.
8.       Bütün önerilere rağmen hala kendinizi ayna karşısında ve tartı üzerinde buluyorsanız ve bu durum artık sizin sosyal hayatınızı etkileyecek boyuta ulaştıysa, mutlaka psikolojik destek almak için psikolog ile görüşmelisiniz. 

Unutmayın, sağlığınız çok değerli !