meyve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meyve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2018 Salı

1-3 Yaş Beslenme Düzeni Nasıl Olmalı?




1 yaşını doldurmuş olan bebeğiniz artık aile sofrasına oturmalıdır. Anne baba ve diğer aile fertleri ile aynı sofrada aynı yemeği yemeye çalışmalıdır. Ancak bu yaş grubu çocuklar karmaşık görünen, salçalı, sulu veya görüntüsü güzel olmayan yemekleri yemezler, reddederler. Görseli daha düzgün, karmaşık olmayan, renkleri birbirine girmemiş yemekleri daha kolay kabullenirler. Örneğin patatesli, bezelyeli salçalı sulu köfteyi reddedip, ızgara gibi pişmiş sebzeli kuru köfteyi tercih edebilirler. Salça soslu veya domatesli makarnayı reddedip sade makarnayı yemeği tercih edebiliriler. Bu süreç geçene kadar çocuğunuzun fazla üzerine gitmemeli, yemek saatlerinde çatışma yaşamamalısınız. İlerleyen zamanlarda doğru taktikler ile çocuklar daha az seçici olmaya başlayacaklardır. 

1-3 yaş arasındaki bir çocuğun öğün düzeni şöyle olmalıdır: Kahvaltı, Öğle yemeği, Akşam yemeği ve bunlara ek olarak 1-2 adet ara öğün olabilir. Ancak ara öğünlerde çikolata, süt, tatlı, şekerleme gibi ara öğünler yenilmemelidir. Bu tür besinlerin tüketimi çocuğun iştahını kapatır. Ara öğünde taze ve kuru meyveler, çerez, galeta, ev yapımı meyveli kek gibi besinler olabilir. 


1-3 yaş grubu günde 500 ml süt ürünü tüketmelidir. Ancak bu miktarın 200ml ‘si sade süt, geri kalan miktarı ise fermente süt ürünü olmalıdır. Kefir, yoğurt, ayran fermente süt ürününe örnektir. 

Çocuklara haftada 1-2 defa balık, 2-3 defa kırmızı et yedirilmelidir. Ölçüsü ise 1 sefer için çocuğunuzun kendi eli ile 2 el büyüklüğünde olmalıdır. Alerji sorunu olmayan bir çocuk, hergün 1 yumurta tüketebilir. Yumurta çok iyi bir protein kaynağıdır.



Çocuk beslenmesinde tahıllar çok önemlidir. Ekmek, pirinç, makarna, erişte, bulgur, karabuğday, patates, baklagiller tahıl grubuna girer. Günde 4-5 porsiyon bu gruptan besin tüketilmesi önerilir. Çocuğun kendi eli ile 1 el büyüklüğünde ekmek çocuk için 1 porsiyondur. 2 avuç pilav veya makarna da 1 porsiyondur. Çocuğunuza tahılları yedirirken yanına mutlaka diğer besin gruplarından da koyun. Örneğin 2 yumruk kadar makarna yanına 1 ufak kase yoğurt ve 1 ufak kase çiğ sebze veya pişmiş sebze koyabilirsiniz. 

Çocuklar genelde pişmiş sebzeden ziyade çiğ sebzeleri daha rahat ve daha severek tüketirler. Örneğin yeşil sivri biber, salatalık, havuç, domates, kuru soğan genel olarak çocukların sevdiği sebzelerdir. Eğer pişmiş sebze yemeği yemekte zorluk çeken bir çocuğunuz var ise her öğünde çiğ sebzelerden yemeğinin yanına koymanız, sebze grubundaki haklarını tamamlamasına yardımcı olacaktır. 

Bu yaş gurubu çocuklar meraklıdır. Ancak meraklarını oyun içerisinde daha net gösteririler. Yani sofrada yemeği reddettiği bir besini lavabonun başında yıkarken tadmayı deneyebilirler. Örneğin brokoli çocuklar tarafında pek sevilmez. Ancak mutfak lavabosunda annesine yemek hazırlarken yardım eden bir çocuk düşünün. Annesi  domates, salatalık, brokoli gibi sebzelrin yıkanması için çocuktan yardım istesin. Çocuklar bu oyunu büyük bir memnuniyetle kabul edecektir. Ardından bu sebzeyi merak edecektir. ' Bunun tadı çok güzel, istersen tadına bakabilirsin' dediğinizde çocuğunuz bu sebzenin mutlaka tadına bakacaktır. Çünkü oyun içerisinde ona bir yaptırım yoktur ve bu değişik sebzeyi keşfetme arzusu ağır basacaktır. Yani  besinler ile inatçı çocukları daha eğlenceli ve keyifli bir yöntemle tanıştırmaya çalışın. Bu yöntem emin olun işe yarayacaktır. 

Çocuklarda nitrit nitrat eklenmiş, işlenmiş et ürünlerinin tüketimini önermiyoruz. Salam, sosis, sucuk, jambon gibi şarküteri ürünleri beslenmesinde ne kadar az yer alırsa o kadar iyi olacaktır. Dünya Sağlık Örgütü işlenmiş et ürünleri okul çağı çocuklarında ayda 1 defadan fazla tüketilmemesini tavsiye etmektedir. 

Ve son olarak paketli gıdalara bakalım. içelrinde birçok adını dahi bilmediğimiz koruyucu ek maddeler olan bu besinleri çocuklardan ne kadar uzak tutarsak o kadar faydalı olacaktır.  o renkli ve janjanlı paketleri sırf merak uyandırdığı için çocuklar tarafından istenilen  paketli gıdalar, çocuğunuzun hayatına ne kadar geç girerse o kadar iyi olacaktır. 

Sağlıklı ve keyifli bir hayat geçirmeniz dileği ile. 

2 Şubat 2015 Pazartesi

SAĞLIKLI BESLENMENİN 7 KURALI





Sağlıklı besin seçimi ve sağlıklı beslenme adına kafanızı karıştıran şeyler varsa bu yazı sizin için… Çok zor değil, sadece önemli 7 noktaya dikkat etmenizi öneriyorum.

1.       SU İÇMEYİ UNUTMAYIN.
Yetişkin bir kişinin vücut ağılığının ortalama yarısı sudur. Su sağlıklı yaşayabilmemiz için son derece önemlidir. Kadınların gün içinde ortalama 2 lt, erkeklerinde 3lt civarı su tüketmeleri gerekir. Su ile detaylı bilgi için TIKLAYABİLİRSİNİZ .

2.       SEBZESİZ VE MEYVESİZ BİR HAYAT OLMAZ
Gün içinde mutlaka ama mutlaka 2-3 porsiyon kadar sebze, 2-3 porsiyon da meyve tüketmeliyiz. Sebze ve meyvelerde lifler, vitaminler, mineraller ve sağlığı kuvvetlendirici faydalı maddeler bulunuyor. Özellikle organ yağlanması, böbrek sağlığı, bağırsak sağlığı ve tabi ki kalp-damar sağlığı için sebzeleri ihmal etmeyin. İlla belli sebzeleri yemek zorunda değilsiniz. Ne seviyorsanız onu yiyin.  Ispanak seviyorsanız ıspanak, fasülye seviyorsanız fasülye. Yeter ki yiyin.daha detaylı bilgi için TIKLAYINIZ
3.       DENGE VE ÇEŞİTLİLİK
Sürekli aynı tür yemekleri yemekten vazgeçip biraz yeniliklere açık olmak gerekiyor. Et, tavuk, balık, hindi 4 farklı çeşit protein kaynağıdır. Mutlaka tüketin. Sebzeler ve meyveler rengarenk, birine takılıp kalmayın. Peynir, süt, yoğurt, ayran, kefir ve sütlü tatlılar. Kısacası çeşitlilik ve denge sağlık açısından gereklidir.
4.       MUTLAKA KAHVALTI YAPIN
Yoksa siz hala kahvaltı yapmadan sağlıklı kalmaya mı çalışıyorsunuz. Bütün gece aç kalan vücudunuza sabah uyandığınızda yakıt verin. Yakıtını verin ki metabolizmanız canlansın ve kalorileri kolay yaksın. Yoksa az yiyerek kilo alanlardan olmaya başlarsınız. Uyandıktan sonraki ilk 1 saat içinde mutlaka bir şeyler yiyin.
5.       DOYDUĞUNUZDA ÇATAL BIÇAĞI BIRAKIN, PORSİYON KONTROLÜNE DİKKAT EDİN. 
Belki de en sık yaptığımız hata işte budur. Aslında doymuşuzdur ama tabaktaki yemek o kadar lezzetli görünüyordur ki bitirmek için uğraşırız. Ama doyduysanız o çatal bırakılmalıdır. İşte böyle böyle fazla porsiyonlar tüketerek mide kapasitenizi, hacminizi artırırsınız. Kilo almanın bir numaralı başlangıcı dur diyememektir.
6.       VÜCUDUNUZUN KUSURSUZ ÇALIŞMASI İÇİN GÜN İÇİNDE NE KADAR BESİN TÜKETMENİZ GEREKTİĞİNİ TESPİT EDİN.
Karmaşık bir başlık olmasına rağmen aslında bunu tespit etmek gayet kolay. Elinize bir kağıt bir de kalem alın. En az 3 gün boyunca gün içinde yediğiniz her şeyi ve tabik i içtiklerinizi not edin. Bu esnada kendinizi nasıl hissettiğinizi de yanına ufak notlarla bildirin. ( acıktım, tok tokum, canım tatlı istiyor gibi) ertesi gün bu enüyü size dah uygun, daha konforlu hale getirmeye çalışın. Örneğin bir gün önce saat 15:00’te acıkmadan yediyseniz, bir dün sonra o öğünü 16:00’ya kaydırın. Böylece kendi kendinize daha rahat beslendiğiniz bir program çıkaracaksınız.
7.       ABUR CUBURLARI AZALTIN
İşte en can alıcı olan madde. Peki hiç çikolata yiyemeyecek miyim? Diye soranları duyuyorum. Tabi ki böyle bir şey yok. Neydi kural: DENGE . Kararında bırakmak, üst üste yememek kaydı ile abur cuburlarınızı azaltın. 1 paket çikolata açtığınızda onu 2-3 arkadaş paylaşın. Yiyin ama porsiyonlarınızı küçük tutun.

9 Aralık 2014 Salı

HÜRRİYET AİLEDE ÇIKAN YAZIMIZ: SEBZE VE MEYVELERDEKİ HORMONLAR






EN ÇOK DOMATES, ELMA VE PATATESTE HORMON KULLANILIYOR
SEBZE VE MEYVELERİN HORMONLU OLUP OLMADIĞINI ANLAMANIN YOLU VAR MI?




05.12.2014
 Sebze ve meyve olmadan sağlıklı bir beslenme düzeni düşünülemez. Günde ortalama 5 porsiyon meyve ve sebze tüketilmesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Başak Kefeli, sebze ve meyvelerin hormonlu olup olmadığını anlamanın yollarını anlattı.
Tarım ürünlerinde kullanılan hormonu ayırt etmek aslında son derece zordur. Belli başlı spesifik belirtiler dışında oldukça düzgün görünen bir sebze ve meyveden de fazla hormon alınabilir. Aslında meyve ve sebze üreticilerinin üretim esnasında ne kadar hormon ve gıda tarım ilacı kullanabilecekleri gıda mevzuatında bellidir. Ancak denetlenemeyen bölgelerde bilinçsizlikten dolayı bu ilaçların ve hormonların kullanımı aşırıya kaçabilmektedir.
Türkiye’de geçtiğimiz yıllarda Tarımsal Kalkınma Vakfı ‘Gıda Tüketicisini Koruma ve Bilinçlendirme Projesi’ yapmıştır. Bu proje kapsamında hormonlu gıdaları nasıl tespit edebileceğimiz son derece açık bir şekilde anlatılmıştır. Türkiye’de üretiminde yoğun olarak hormon kullanıldığı bilinen başlıca sebze meyveler şunlardır; domates, salatalık, patlıcan, kabak, patates, çekirdeksiz üzüm, elma, kavun ve karpuz.


Mevsiminde olmadığımız meyve ve sebzeleri tüketmeyin!
Hormonsuz gıdaya ulaşmak veya ayırt edebilmek için ise tüketicilere belli başlı önerilerde bulunuyorum. En çok dikkat edilmesini istediğim husus mevsiminde olan meyve ve sebzeyi tüketmeleridir. Çünkü seralarda yetiştirilen meyve ve sebzelerin, mevsiminde yetişenlere göre hormona ihtiyaçları daha fazla oluyor. Dolayısı ile kış mevsiminde domates veya patlıcan yemelerini önermiyorum. Her mevsimin kendine özgü sebze ve meyvesi var. Sağlıklı beslenmede işe öncelikle mevsim ürünlerini seçerek başlamalısınız. Tahıl ürünlerinde hormonlar daha fazla verim almak, besinlerin hızlı gelişmelerini sağlamak amacı ile kullanılmaktadır. Ancak yine de bu durumdan bilinçli olarak kendinizi savunabilir, hormonlu besinleri tespit ederek tüketiminden uzak durabilirsiniz.
Şekli, tadı ve kokusu ele veriyor
Bir üründe fazla hormon kullanıldığını anlamanın en kolay yolu şekil, tat ve kokusuna bakmaktır. Meyvenin gereğinden çok büyük ve şekilsiz olması hormon kullanıldığının belirtisi olabilir. Aynı zamanda ikiz meyveler, birbirine yapışık duran ve şekli çok bozuk olanlar da hormonlu olabilir. Meyveyi veya sebzeyi kestiğiniz zaman çekirdeklerinin gereğinden çok olması veya çekirdekleri olması gerekirken olmaması da önemli bir belirtidir. Özellikle domatesi dik olarak kestiğinizde içinde sert beyaz yapının olması ve çekirdeklerinin boşlukta durması da hormon kullanıldığının belirtisi olabilir. Patatesin içinin yer yer karartılı olması, kestiğiniz zaman kokmaması şüphe yaratmalıdır. Özellikle karpuzun süngerimsi yapısının fazla olması ve kokmaması da normal değildir. Salatalığın ve kabağın tatlarının kaçık olması aşılama, fazla hormonlama veya farklı bir tohum kullanılarak üretildiği anlamına gelebilir. Meyveler ve sebzeler kendilerine has tadı ve kokuyu vermelidir. Tadı ve kokusu olmayan sebze ve meyveleri tercih etmeyiniz. Ayrıca mevsiminde olan meyve ve sebzeyi seçmek size, hormonlu besinlerden uzak durmanıza en çok yardımcı olacak şeydir. 



10 Kasım 2014 Pazartesi

SUYUNU MU SIKMALI DİREKT Mİ YEMELİ?






Etrafınızda meyve yemeyip, meyvenin suyunu içen birçok kişi tanıyorsunuzdur. Gün içinde bana da en çok gelen sorulardan biridir bu: meyve  yerine suyunu içsem olmaz mı? Bakalım olur muymuş! 
 
Meyvelerin suyunda ağırlıklı olarak C vitamini bulunuyor. Lif, kanserden koruyucu bioflavanoidler, karotenoidler meyvenin etli kısmında bulunuyor. Özellikle portakal ve mandalina da acı kabuğun hemen altındaki beyaz bölüm biyoflavanoid açısından çok zengin. Bu maddeler kanser önleyici olarak biliniyor. Ayrıca meyvenin posası bağırsakları çalıştırıyor. 

Meyvenin suyunu sıkmak çok sayıda vitamin ve aktif madde kaybına sebep oluyor. Özellikle metal aksamlı meyve sıkıcıları sanki c vitaminini öldürmek için tasarlanmış. Kesinlikle sıkıcıların meyve ile temas eden bölümlerinin metal olmaması gerekiyor. Ayrıca meyveleri toplu sıkıp dolaba koyan da çok tanıdığım var. Bu da meyve suyunda ki  karatenoidleri, folat ve c vitaminini yok ediyor. Bunların dışında hazır meyve sularını anlatmama gerek yok sanırım. Hazır meyve suları,  içinde vitamin namına bir bileşen kalmamış  aromatik sulardır. Eğer çocuklarınıza meyve suyu içirmek istiyorsanız evde kendiniz sıkın. Siz de meyvenin direkt olarak kendisini tüketin.
Sağlıklı günler dilerim