8 Kasım 2013 Cuma

ÇORBALARA UN KOYMAYIN





Hem zayıflama diyetlerinde hem de normal beslenmemizde çorbaların yeri büyüktür. Sıvı desteği, lif kaynağı, tok tutma aracı, atıştırma alternatifi olarak çorbaları diyetlerde sıklıkla kullanırım. Ancak bazı durumlarda özelikle tercih ettiğimiz çorbalar işimizi zorlaştırabiliyor. Lezzetli olsun diye yaptığınız küçük müdahaleler çorbaların kalori değerlerini oldukça artırabiliyor. 
Çorbaları hem sağlıklı, bol lifli hem de düşük kalorili yapmanın püf noktalarını şu şekilde özetleyebilirim;

·         İlk iş olarak çorbalarınızın içine un koymaktan vazgeçin. İçine koyacağınız un dışındaki farklı besinlerle de çorbalarınıza kıvam verebilirsiniz. Mercimek çorbası, domates çorbası, sebze çorbası, yoğurt çorbası, et suyu çorbası gibi birçok çorbaya kıvam artırsın  diye un yerine  YULAF KEPEĞİ ekleyin. Çorbanızı yapmaya başladığınızda 1-2 kaşık yağ ve üzerine 2 tepeleme kaşık yulaf kepeği koyun. Biraz kavurun. Üzerine ek malzemelerini koyarak pişirin. Bu sayede unlu bir çorba kadar kıvamlı çorba elde edeceksiniz. Fakat içinde un kullanmamış olacaksınız. Yulaf kepeğinin yerine BUĞDAY RUŞEYMİ veya KETEN TOHUMU  UNU da kullanabilirsiniz. Bu sayede hem çok daha faydalı, bol lifli hem de düşük kalorili çorbalar yapabiliriz.
·         Çorbalarınızın içinde mutlaka posa olsun. Yani su gibi çorbalar değil, daha sebzeli, tahıllı çorbalar yapabilirsiniz. Örneğin domates çorbasını yaparken salça yerine domatesin kendisini kullanabilirsiniz. Eğer tane tane ağzınıza gelmesini istemiyorsanız blender veya rondo kullanabilirsiniz. Benim kendi mutfağımda da sıklıkla yaptığım domates çorbam şu şekilde;

MALZEMELER
1 büyük domates
1 adet çarliston biber
1 adet yeşil soğanın kök kısmı,
3-4 dal maydanoz
2 kaşık yulaf kepeği veya buğday ruşeymi
2-3 kaşık bulgur veya aşurelik yarma buğday
1-2 kaşık zeytinyağı ve tereyağı
Çay bardağı kadar süt

YAPILIŞI
 Domates, biber, soğan ve  maydanozu yıkadıktan sonra hiçbir işlem yapmadan(domatesi soymadan) rondoda iyice öğütün. Püre kıvamına getirin.  Tencerede yağ ile yulaf kepeğini biraz kavurun. Üzerine rondodaki püreyi dökün. Kısık ateşte üzerine su eklemeden biraz pişirin. Ardından üzerine 2-3  bardak kadar kaynar su ilave edin. Buğdayları atın. Kaynamaya bırakın. Buğdaylar pişmek üzereyken altı kısık olan tencereye sütü ekleyin. Pişirin. Altını kapattıktan sonra tuzunu ve isteğinize bağlı baharatınızı ekleyin. Yaklaşık 3-4 kişilik olan düşük kalorili, bol lifli, besin değeri yüksek olan çorbanızı afiyetle için.


5 Kasım 2013 Salı

HASTALIKLAR BAĞIRSAKTA BAŞLAR








Son yıllarda bağırsak sağlığı ile ilgili yapılan çalışmalar, uzman doktorların söylemleri hep aynı sonuçta birleşiyor: “Bağırsaklar ikinci beynimizdir”. “ bağırsak sağlığı vücudumuzun bütüncül sağlığı için son derece önemlidir.”
Yüzlerce yıl önce tıppın babası  Hipokrat’ın da dediği gibi “HASTALIKLAR BAĞIRSAKTA BAŞLAR.
Peki vücut sağlığı için bu kadar önemli olan bağırsaklarımıza nasıl daha iyi bakabiliriz? Bağırsak sağlığı için neler yapmalıyız?
Öncelikle konuya bağırsak sağlığını neyin olumsuz etkilediğini anlatarak başlayayım.
Bağırsak florası  tüketilen besinlerin içeriğinden direkt olarak etkilenmektedir. Özellikle
·         Alkol
·         Katkı maddeleri
·         Rafine besinler
·         Kızartmalar
·         Kalitesiz ve yanmış yağlar
Bağırsaklarımızı olumsuz etkileyen besinlerdir. Ayrıca lifi olamayan hamburger ve dürüm gibi fast food besinler de bağırsak sağlığını olumsuz etkilerler.
Sigaranın olumsuz etkisi sadece akciğerler ve cildimiz üzerine değildir. Sigara aynı zamanda vücudun antioksidant dengesini de olumsuz etkilediği için bağırsak sağlığını bozucu etki yapar.
Bağırsaklarımızın daha sağlıklı kalabilmesi için tüketilmesini önerdiğim belli başlı besinler vardır. Bu besinleri şu şekilde açıklayalm;
·         Bağırsaklar için en önemli maddeler pre ve probiyotiklerdir.
Doğal probiyotik olan tek besin kefir ve yoğurttur.
Bilinen en iyi prebiyotik ise lahanadır.
Özellikle ev yapımı yoğurtların probiyotik içeriği daha yüksektir. Dolayısı ile hazır yoğurt yerine ev yoğurdu tercih edilmelidir.
Gün içinde 1 bardak süt yerine 1 bardak kefir içmek ise alışkanlık haline getirilmelidir.
·         Bağırsaklar için önemli diğer bir madde ise posa-liftir.
En zengin lif kaynakları sebze ve meyvelerdir .
Özellikle meyveleri kabukları ile birlikte yemek, sebzeleri ise çiğ olarak yemek bağırsak sağlığı için son derece önemlidir.
Lif kaynağı diğer bir besin grubu ise tam tahıl ürünleridir. Kurubaklagiller ve tam tahıllı ekmekler, unlar lif açısından zengindir .Gün içinde mutlaka tüketilmeleri gerekir.

24 Ekim 2013 Perşembe

MANKEN GİBİ OLMAK









Meslek hayatıma başladığımdan beri 52kg olup 50kg’a düşmek isteyenler veya 50kg olup 48 kg ‘a düşmek isteyenler kapımı o kadar çok çaldı ki. İsteklerini sorunca ise cevap hep aynı: Manken gibi olmak.  Aslında evet bu insanın kendisine özsaygısı ile ilgilidir. Ancak takıntılı olmak ile özsaygılı olmak arasında çok ince bir çizgi var. İyi görünmek, sağlıklı kalmak, manken gibi olmak isterken işi takıntı boyutuna taşıyanları da çok gördüm. Peki nedir sağlıklı olan? Manken gibi olmak sağlıklı mıdır?

Bir kere konuya başlamadan önce yaş gibi bir faktörün olduğunu ve yaşın kilo konusunda son derece önemli olduğunu unutmamak gerekiyor. 18-20 yaşlarındaki bir genç kızın vücudunun kaldırabileceği kiloları 35-40 yaşındaki birisinin vücudunun kaldıramayacağını insanların biliyor ve anlıyor olması çok önemli. Bu işi takıntı haline getirip olunması gereken kilonun çok altında kalmak istemenin takıntı olduğu ise aşikardır. Ben de bir beslenme uzmanı ve diyetisyen olarak bıkmadan usanmadan bunu hastalarıma anlatmaya çalışıyorum. 

Her kişinin vücudu, doğası farklıdır. Kiminde 10 kg kemik bulunurken kiminde 15kg kemik bulunabiliyor. Kimisi kaslı bir yapıya sahipken kimisinin kas kütlesi çok az, yağ kütlesi ise fazla olabiliyor. Öncelikle vücudunuzun nasıl olduğunu saptamalısınız. Kaslı mı, ince yapılı mı, kalın kemikli mi, yağlı mı? Bu tespiti yapamıyorsanız bu konuda bir diyetisyene başvurabiliriniz.  
Ardından kan tahlillerinizi yaptırmalısınız. Özellikle şeker, son üç aylık şeker ortalaması,kolesterol, tansiyon, karaciğer yağları, vitamin değerleri ve kan durumunuzu tespit etmelisiniz. Bunlardan herhangi birinde aksilik var ise beslenme programınızı buna göre belirlemelisiniz.

Kilo vermek istediğinizde eğer kilonuz çok fazla değilse, sadece 4-5 kg ve altında kilo sorununuz var ise diyet yapmaktansa nasıl beslenmeniz gerektiğini öğrenip, biraz hareketlenmeye çalışmanız daha sağlıklı ve mantıklı olacaktır. Çünkü vücut 2-3 kg’lık kilo kayıplarını, (özellikle bu kilo 55kg’dan 52 kg’a veya uzun boylu biri için 60 kg’dan 58kg inmek gibi küçük bir hedef ise),  yağdan ziyade kasını kaybederek verme eğilimindedir. Özellikle dengesiz bir beslenme düzeniniz de varsa kas kaybı kaçınılmazdır. 

Belli bir rakamın altında kalma konusunda inat eden kişilerin ise yani manken gibi olmak arzusunda olanların ise mutlaka spor yaparak vücutlarını, kaslarını kuvvetlendirmeleri, ayrıca vitamin ve mineral suplemanları, omega-3 gibi bağışıklık sistemini kuvvetlendirici takviyeleri kullanmaları önerimdir.



1 Ekim 2013 Salı

TIRNAK KIRILMALARINA ÇÖZÜM





Diyet yapan çoğu kişinin problemi diyetin ilerleyen aylarında tırnakların yumuşaması, kırılması veya katman katman ayrılmasıdır.  Kullanılan oje benzeri kalitesiz ürünlerden de kaynaklanabildiği gibi tırnak problemlerinin çoğunun sebebi yetersiz mineral ve vitamin alımıdır. Hem diyet esnasında hem de normal hayatta daha kuvvetli tırnaklara sahip olmak istiyorsanız dikkat edeceğiniz birkaç nokta vardır.
Tırnaklarınıza dışarıdan bakınız. Koruyucular ve kaliteli besleyici bakım ürünlerini tırnaklarınıza uygulayabilirsiniz.
Çoğu zaman tırnaklara sadece dışarıdan bakmak yetersiz gelebilir.  Bu gibi durumlarda besin desteklerinden, özel geliştirilmiş karışımlı tırnak bakım destek ürünlerinden faydalanabilirsiniz.  Kullanacağınız tırnak sağlığı için olan ürünün bileşiminde şunlar mutlaka bulunmalı;
·         BİOTİN: Tırnak sağlığı için mutlaka kullanılması gereken bir B grubu vitaminidir. Uzun süre diyet yapanlarda genelde eksikliği görülür. Diyete bağlı tırnak kırılmalarında genellikle sorumlu biotin eksikliğidir.
·         ÇİNKO:   midesi sağlam olan ve makul miktarda et ürünleri tüketen çoğu kişide çinko eksikliği görülmez. Ancak uygun olmayan diyetlerin uzun süre kullanılması, tek tip beslenme, hayvansal kaynaklı besinleri tüketmemekten veya midede gastrit, ülser gibi rahatsızlıkların olmasından dolayı da çinko eksiklikleri görülebilir. Kan tahlillerinde çinko değerleri ölçtürülebilir. Eksik görülen durumlarda destek olarak alınabilir.
·         DEMİR: demir eksikliği ve kansızlık tırnak sağlığında ciddi sıkıntılara yol açabiliyor. Tırnakların kırılması, yumuşaması, üzerinde ince şerit çizgilerin oluşması ve tırnakların uzunlamasına yol yol kırılmasına neden olabilir. Demir minerali de çinko gibi kan tahlillerinde rahatlıkla test edilebilir. Eksikliği durumunda mutlaka tedavisinin olunması gerekir. Ayrıca Türkiye’de kadınlarının yarısının kansız olduğunuz biliyoruz. Dolayısı ile tırnak sağlığı için dönem dönem demir minerali kullanılmasını öneriyorum.