4 Mayıs 2016 Çarşamba

ZAYIFLAMA DİYETİ YAPARKEN VİTAMİNSİZ KALINIR MI ?





Çoğu kişinin endişesi zayıflama diyeti yaparken bazı besin gruplarını eksik veya yetersiz tüketmeye bağlı olarak vitamin-mineral eksikliği yaşamaktır. Sağlıklı ve normal kalorili, içeriği profesyonelce ayarlanmış bir diyet listesi uyguluyorsanız böyle bir endişeniz olmasın. Ancak bazı durumlarda daha titiz davranmalı ve ek takviyeler kullanmalısınız.
Zayıflamaya karar vermiş birisi diyete başlamadan önce mutlaka vitamin-mineralleri de kapsayan bir kan tahlili yaptırmalıdır. Eksiklik varsa en başta tespit edilmelidir.

ÇİNKO
Çinko eksikliği veya çinko değerinin alt sınıra çok yakın olması diyetin ilerleyen zamanlarında saç dökülmesi, tırnak kırılması gibi şikayetler yaşayacağınızın ön belirtisidir. Eğer tahlillerinin bu şekilde geldi ise özellikle et ürünleri ve badem, fındık gibi çerezleri ufak porsiyonlarda mutlaka diyetinizde bulundurun. Eğer daha şiddetli bir yetersizlik yaşıyor iseniz diyete başlamadan ek destek almanızda fayda olacaktır.

DEMİR
Demir eksikliği ve buna bağlı görülen kansızlık Türkiye’de özellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda oldukça yaygın. Eğer demir eksikliğiniz veya demir deposunda boşalmanız var ise dikkat!. Bu durum diyetinizi yaparken daha fazla haslzilik ve yorgunluk hissetmenize sebep olacaktır. Ayrıca gereğinden daha fazla tatlı isteği duyabilirsiniz. Aynı çinko eksikliğinde olduğu gibi saç dökülmesi ve tırnak kırılması gibi durumlar da yaşayabilirsiniz. Eğer demir değerlerinizde düşüklük varsa mutlaka diyet listenizde kırmızı et ve yumurta bulunmalıdır.

B12 VİTAMİNİ
B12 vitamini sadece hayvansal kaynaklarda bulunan bir vitamindir. Normalde yetersizliği sadece vejeteryanlarda görülür. Ancak yeterli hayvansal kaynaklı besin tüketmeyen veya midesinde sağlık sorunu olan kişilerde de eksiklikleri görülebilir. Eğer b12 eksikliğiniz varsa diyetinizde mutlaka et ürünleri, süt ürünleri ve yumurta bulunmalıdır. Ayrıca ciddi yetersizliklerinde b12 takviyesi almak diyet sürecinde enerjini artıracaktır. Halsizlik, yorgunluk, dikkat dağınıklığı, unutkanlık, uyuşukluk gibi şikayetleriniz artmayacaktır.

D  VİTAMİNİ
D vitamini besinsel olarak destek verebildiğimiz bir vitamin değildir. Süt ürünleri ve somon gibi balıklarda bulunmasına karşın asıl kaynağı güneş ışığıdır. Eğer d vitamini eksikliğiniz saptandı ise bir de üzerine şekeriniz sınırda veya insülin direnciniz var  ise, polikistik over sendromu yaşıyor iseniz mutlaka ve mutlaka D vitamini takviyesi almalısınız. Aksi taktide kilo verimleriniz yavaş olacaktır. Ayrıca diyetin ilerleyen aylarında kemik ve eklem ağrıları yaşayacaksınızdır.

KALSİYUM
Diyet programlarında kalsiyum eksikliğinden çok kalsiyum fazlalıkları görülmektedir. Diyete başlamadan önce tahlil yaptırdınız ve kalsiyumunuz yüksek geldi. Bu durumda diyetinizde süt ürünlerini kısmak mümkünse günde maksimum 2 porsiyon tüketmek gerekir.ancak tam tersine kalsiyum eksikliğiniz tespit edilirse günde 4-5 porsiyon mutlaka süt ürünü tüketmeniz gerekir. Kalsiyum eksiklikleri kendini genelde bacak ve parmak krampları şeklinde gösterir. Yani kramp sorunu yaşıyor iseniz mutlaka bu durumu sizi takip eden uzmanınıza iletiniz.  

C VİTAMİNİ
C Vitamini testi kan tahlili ile rutin olarak bakılmaz. C vitamini günlük bir vitamindir. Yani suda erir ve o gün içinde fazlası idrarınız ile atılır. Dolayısı ile bir gün bol meyve yiyip ertesi gün hiç yememek gibi bir dengesizlik C vitamini alımınızı etkiler. Diyetinizde C vitamini eksikliği bağışıklık sisteminizi zayıflatır. Ağız içi yaralarının çıkmasına sebep olur. Ayrıca rutin bir şekilde eksik alınan c vitamini kilo vermenizi de engeller. Mutlaka hergün en az 1 meyve ve buna ilave 1 ufak kase çiğ salata tüketmelisiniz. Suyunuza veya çayınıza limon sıkmak da C vitamini alımınıza destek olacaktır.

Sağlıklı ve fit günleriniz olsun.

17 Mart 2016 Perşembe

GÖBEK NEDEN OLUR?




Bazılarımız kilo alırken sadece belli bölgelerimiz yağlanır. Çoğu kişi karın bölgesinin, göbeğinin yağlanmasından şikayetçidir. Peki niçin göbek bölgesi bazılarında daha fazla yağlanıyor?
Son yıllarda görülme oranı hızla artan bir sağlık problemi insülin direncidir. Eğer direnciniz varsa vücudunuz size hızla kocaman bir göbek inşaa etmeye çalışır. Çünkü yedikleriniz yağ veya karbonhidrat hiç fark etmez, direkt olarak karın bölgenize bir güzel yapışır. Dolayısı ile aslında ben düzenli besleniyorum ama göbeğim sürekli büyüyor cümlesini sıklıkla duyarız.
Ailenizde şeker hastalığı öyküsü varsa, stresli bir hayatınız, uzun süre kendinizi aç bırakmalarınız, pek düzenli olmayan bir beslenme düzeniniz varsa ve bütün bunların yanında kontrolsüzce büyüyen bir göbeğiniz de mevcutsa potansiyel bir insülin direnci riskiniz var demektir.
 Yapmanız gereken şey  5 dakikanızı ayırarak kan tahlili yaptırmaktır. Tahlil sonuçları her şeyi gösterecektir. Eğer insülin direnciniz varsa ilaç tedavisinin yanı sıra bir diyetisyenden destek almak, hem fazlalıklarınızdan kurtulmanıza hem de direncinizin kırılmasına büyük destek sağlayacaktır.
Göbek bölgesinin yağlanmasının bir diğer sebebi de fazla hareketsiz kalmaktır. Gün içinde sürekli oturan, araba ile işe giden, evde hareketsiz kalan ve yeterince adım atmayan biri iseniz göbeğiniz yağlanmaya, beliniz kalınlaşmaya başlar. Bu durumdan çıkmak için de hareketlenmelisiniz. Pedometre adında bele takılan veya cebinizde taşıyabileceğiniz adım ölçer cihazlar satılıyor. Bunlardan bir adet edinin. Belinize takın ve günde kaç adım attığınızı ölçün. Gün içinde 5000 adımın altında kalıyorsanız DİKKAT! Çok hareketsizsiniz demektir.

1 Mart 2016 Salı

BEBEKLERİ DOĞRU BESLEYELİM



 EK BESİNLERE GEÇİŞ  LİSTESİ
İlk 4 ay  
Anne sütü veya mama
5.ay
Eğer anne sütü yetmez ise ev yoğurdu başlanır
6.ay
Yumurta sarısı, yoğurt, meyve suları,pekmez,zeytinyağı başlanır
7.ay
Sebze püresi,patates, havuç,kabak,brokoli,kereviz vb., meyve püresi, koyun kıyma,  süzme mercimek çorba,pirinçli çorbalar, sebze çorba,peynir,tereyağı başlanır
8.ay
Ekmek içi,tarhana çorbası, buğday unu içeren muhallebiler,makarna,erişte, bulgur başlanır
9.10.ay
Balık, tavuk eti başlanır
11-12. ay
Az tuzlu ve baharatsız bütün sebze yemekleri, tüm et yemekleri, tüm çorbalar başlanır.


1.yaş sonrası yumurta beyazı, inek sütü, bal, az baharat, az tuz bebeğin beslenmesine eklenebilir. Artık bebeğe özel yemek hazırlanmaya gerek yoktur. Bebeğiniz aile sofrasına oturarak aile yemeklerinin hepsini yiyebilir. 

Sağlıklı beslenme kuralları bebek beslenmesinde de geçerlidir. Kızartma besinler, fazla yağlı besinler, paketli besinler, fazla şekerli besinler bebeklerde kullanılmamalıdır. 

SOFRA ŞEKERİ

Bebek beslenmesinde sofra şekeri yerine pekmez ve bal kullanılması tavsiye edilir. 7.aydan sonra pekmez ile yapılmış ev yapımı kurabiye, kek yapılabilir.

YAĞ

Bebeğin pürelerine, çorbalarına zeytinyağını 6.aydan itibaren kullanabilirsiniz. Tereyağını çorbalarına ve makarnasına 7. Aydan sonra kullanabilirsiniz.

BEBEK KAHVALTISI 

Bebeğinize 7.ayına kadar blenderize edilmiş, püre haline getirilmiş karışık bir kahvaltı yedirebilirsiniz. Ancak 7.-8.ayında olan bir bebeğe artık püre yapmanıza gerek yok. Kahvaltıda  ekmek içi birlikte az peynir, yumurta sarısı, terayağı,pekmez, sebzeler ile kahvaltı yaptırmalısınız. Bebek çiğnemeyi öğrenmelidir.

BLENDER KULLANIMI 

7.ayını doldurmuş bebeğin çorbaları da dahil olmak üzere blender kullanmayınız. Çorbalar pütürlü olmalıdır.


31 Ekim 2015 Cumartesi

YEŞERİP ÇİMLENMİŞ PATATESLERİ YEMEYİN




Çoğumuzun genel bir alışkanlığı patatesi ve soğanı çok çok alıp stoklamaktır. Ancak uygun saklama koşulları olmadığı zaman patateslerin yüzeyinde yeşerme ve filizlenme oluşur. Bu yeşerme esnasında patatesin kabuk altında solanin adı verilen toksik bir madde ürer. İşte bu madde vücudumuz için oldukça yabancı ve zehirleme etkisine sahip bir maddedir.  Özellikle karaciğer ve böbreğimiz için zararlıdır. Yeşermiş çimlenmiş patatesten dolayı yaşanan zehirlenme vakalarında tıpkı diğer zehirlenmeler gibi mide bulantısı kusma ishal karın ağrısı görülür. 

Eğer patatesleriniz çimlendiyse en güzeli bu patatesleri kullanmamaktır. Bu patatesleri kullanmak zorunda kalırsanız yapmanız gereken patatesi 1 cm derinden soymaktır. Patatesin etli olan kabuğuna yakın yerleri 1cm kalınlığında soyup atarsanız zehirli olan solanin maddesini patateslerinizden uzaklaştırmış olacaksınız.
Sağlıklı kalabilmek için güvenli besin tüketiminize dikkat ediniz.  

20 Ekim 2015 Salı

ZAYIFLARKEN DURAKSAMA OLMASI - PLATO EVRESİ NASIL AŞILIR




Zayıflama programlarında hemen hemen her hastanın yaşadığı bir duraksama dönemi vardır. Duraksama genelde kilo verilmeye başlanan ağırlığın %10’u verildikten sonra karşılaşılır. Örneğin 70kg ile diyete başlayan bir hasta ortalama 7-8 kg verdikten sonra plato dönemi yaşayabilir. Yapılan çalışmalarda düşük kalorili ve tek tip diyetlerde daha sık plato evresinin yaşandığı ve bu takılmanın daha uzun sürdüğü tespit edilmiştir. Dolayısı ile zayıflarken takılma yaşamamak için daha çeşitli ve olabildiğince yüksek kalorili beslenmek gerekmektedir. 

Diyet programınızın plato evresine geçtiğini nasıl anlarız? 

Eğer diyetinizi bozmadan devam etmenize rağmen 3-4 haftalık bir dönemde kilonuzda hiçbir kıpırdama olmuyorsa plato evrense girmişsiniz demektir. 

Plato evresine giren bir programda kilo kayıplarına devam edebilmek için ne yapılmalıdır?

Uzun zamandan beri aynı tip diyet yapıyor, hergün aynı besinleri tüketiyorsanız işe ilk başta bu besinleri değiştirterek başlamalısınız. Uzun zamandır yemediğiniz bir meyveyi veya sebze yemeğini yemelisiniz. Hep aynı kahvaltıyı yapıyorsanız,diyetisyeninizden size farklı bir kahvaltı alternatfi vermesini isteyiniz. Örneğin son 1-2 aydır yumurtalı bir kahvaltı yapıyorsanız 1-2 hafta tost veya kahvaltılık gevrek gibi farklı bir alternatifi uygulamalısınız. Diyetinizde yapılacak bu besinsel değişimler çoğu zaman işe yarar. Eğer 1 hafta bu şekilde diyetinizi değiştirmiş olmanıza rağmen takılma devam ediyorsa ikinci olarak fiziksel aktivitenizi artırın. Hiç spor yapmayanar için yürüyüş, daha önce yürüyüş yapanlar için ise aerobik egzersizlerin eklenmesi işe yarayacaktır. Bir hafta daha bu şekilde kendinizi takip edin. Eğer yine takılma devam ediyorsa diyet kalorinizi 300kalori kadar sınırlandırın. (Örneğin: 1 dilim ekmek +1 bardak süt +1 meyve ‘yi menünüzden çıkarmanız ortalama 300kalori civarı kısım yapmanız anlamına gelir. ) bu şekilde kendinizi 1-2 hafta daha takip edin. Takılma süreciniz bu şekilde atlatılmış olacaktır.

Her şeyi yaptım ancak hala kilo veremiyorum? 

Bu durumda diyetisyeniniz ve doktorunuzla tekrar görüşün. Tahlillerinizi tekrarlayın. Bazı durumlarda kan değerlerinizdeki değişimler de kilo vermenizi durdurabilir. Eksik olan vitamin ve mineral değerleriniz varsa takviye kullanın. Hormonlarınıza baktırın. Gerek görülürse geçici süre ile ilaç tedavisine başlayın. Sonuçların düzelmesi halinde kilo verişleriniz tekrar eski seyrine kavuşacaktır.
Sağlıklı bir hayat sürebilmek için vücudunuzu doğru besleyin. İşin uzmanlarından destek almayı ihmal etmeyin.